Kamplarla ilgili olumsuz izlenimler veya kampların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle buralara giremeyen sığınmacılar, kendi sınırlı imkanları ve düzenli olmayan insani yardımlarla yaşamaya çalışmaktadırlar. Sığınmacıların büyük çoğunluğu Türkçe konuşamamakta ve olumsuz durumlar karşısında nereye başvuracağını bilmemektedir. Yaşadıkları il ve ilçelere göre değişiklik gösteren sorunlarla yüz yüze olan sığınmacıların ortak sorunları yeterli barınma, sağlık ve beslenme olanaklarına sahip olmamaları, kültürel uyumsuzluk ve çocukların eğitimlerine devam edememeleri ve sosyal dışlanmaya maruz kalmalarıdır. Kamp dışında yaşanan sığınmacılara yönelik belirli bir sosyal destek mekanizması bulunmamaktadır. 4. Mültecilik ve Sığınmacılık 4.1.Uluslararası Mevzuat Türkiye, Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi ve Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin New York Protokolüne çekince koyarak taraf olmuştur. Coğrafi temelli olan bu çekinceye göre Türkiye ancak Avrupa’dan gelecek kişilere mültecilik statüsü tanırken, Avrupa dışından gelen kişilere mülteci olma hakkı tanımamaktadır. Avrupa dışından gelen kişilere üçüncü ülkelere yerleştirilmelerine kadar Türkiye’de sığınma hakkı tanımaktadır. Mültecilerin haklarını koruma altına alan sözleşmeler sadece Birleşmiş Milletler Mülteci ve Sığınma Sözleşmesi (BMSS) ve New York Protokolü ile sınırlı değildir. Türkiye’nin taraf olduğu, BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi (ESKHS), Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS), Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (IAOKS), Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (BMEHS)’de vatandaş olmayan kişilerin haklarının güvence altına alınması bakımından geçerlidir. Konunun kapsamı dahilinde ulusal mevzuatın bulunmaması veya uyumsuzluğu durumunda ise Anayasa’nın 90. Maddesi gereğince sözleşmelerin kanunların üzerinde olma ilkesi geçerlidir. İnsan hakları sözleşmeleri devletleri, ayrımcılık yasağı ilkesine uygun olarak, sözleşmelerin gereklerini egemenlikleri altında bulunan topraklardaki tüm kişilere uygulamakla sorumlu tutmaktadır. Sözleşme metinlerinde mülteci ve sığınmacılar doğrudan zikredilmese dahi sözleşmeler mülteci ve sığınmacılar bakımından da geçerlidir. Bazı sözleşme komitelerinin genel yorumlarında mülteci ve sığınmacıları açıkça zikrederek bu duruma vurgu yapmışlardır. Örneğin Ekonomik Kültürel Sosyal Haklar Komitesi (ESKHK) Eğitim Hakkı’na ilişkin 13 no’lu genel yorumunda: 11

Hedef paragraf seç3