HUKUK VE POLİTİKA ÇERÇEVESİ - YAPISAL GÖSTERGELER Anayasa’nın 10. Maddesi kanun önünde eşitlik ilkesini korur: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin ka nun önünde eşittir. Anayasa’nın 24. maddesi72 şöyledir: Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır. Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. Anayasa’nın 24. Maddesi yetişkin veya çocuk arasında bir ayrım yapmamaktadır. 24(1) fıkrasında yer alan “herkes” kelimesinin çocukları da içerdiğini var saymak doğru olacaktır. Buna göre hem yetişkinler hem de çocuklar “vicdan, diniî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. İçsel alana işaret eden bu hak sınırlanamaz ve dolayısıyla, herhangi bir din veya inaca inanmaya veya inanmamaya zorlanmama ve endoktrinasyona maruz bırakılmama hakkı kesin bir haktır. Aynı şekilde 24(3) fıkrasında yer alan “ibadete, dini ayin veya törenlere katılmaya veya dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya” zorlanmama hakkı, çocuğun da hakkıdır ve okul ortamı içini de kapsar. Dolayısıyla Anayasa’nın 24. maddesinin çocukların düşünce, vicdan ve din özgürlüğü açısından önemli koruma hükümleri içerdiği görülüyor; bu, yasa yorumcuları ve uygulayıcıları tarafından dikkate alınmalıdır. Anayasa, dinle ilgili eğitim ve öğretimi bir hak olarak tanımak yerine, anayasal bir düzenlemeye tabi kılar. Buna göre, din ve ahlak eğitimi ve öğretimi, devletin gözetim ve denetiminde yapılır; DKAB, ilk ve orta öğretimde okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. “Din Eğitimi”nden farklı olarak “Din Kültürü” teriminin kullanılmasıyla, çeşitli kaynaklardan edinilecek bir din kültürü eğitiminin amaçlandığı anlaşılır. Bunun dışında din eğitim ve öğretimi kişilerin isteğine ve küçüklerin kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır.73 Ne var ki Anayasa Mahkemesi (AYM), Anayasa’nın 24. maddesini AİHS Madde 9 kapsamı ile uyumlu olacak şekilde yorumladığı için74 dinle ilgili eğitim ve öğretim alanında da uluslararası insan hakları standartları, Anayasa’nın ilgili hükümlerinin yorumlanması açısından belirleyici 72 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 24. 73 Bu noktada, dinler hakkında eğitim ve din eğitiminin farklı anlamları olduğunu ve her biriyle ilgili kuralların farklı olacağını kısaca hatırlamakta fayda var. Dinler hakkında eğitim, tüm dinlere eşit mesafede duran ve dini sosyal ve bilimsel bir olgu olarak değerlendiren dersler olarak tanımlanırken, din eğitimi, belirli bir din veya inanca açık ya da örtük referanslarla, o dinin inanç ve ibadetlerini benimsetmeyi amaçlayan dersler olarak tanımlanabilir. Bkz. ERG, Türkiye’de Din ve Eğitim Son Dönemdeki Gelişmeler ve Değişim Süreci, 2011, s. 17. 74 AYM Tuğba Aslan Başvuru No 2014/256, 25 Haziran 2014 par.57, Esra Nur Özbey Başvuru No. 2013/7443, par. 48, 20 Mayıs 2015. 23

Hedef paragraf seç3