BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
lı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri
uygulanacaktır. Soruşturma izni verilmesi veya verilmemesine ilişkin kararlara karşı
Danıştay’a itiraz edilmesi mümkündür. Ancak bağımsızlık ve özerkliğin sağlanması açısından kurul üyelerine bir dizi ayrıcalık ve dokunulmazlığın sağlanması daha uygun
gözükmektedir. Bu konu kurulun bağımsız ve etkili bir biçimde faaliyet yürütmesi için
oldukça önem taşımaktadır. Bu noktada kurul üyelerinin üyelikleri süresince ve görevleriyle bağlantılı olarak gözaltı ya da tutuklanma veya kişisel eşyalarına el konulmasına,
kâğıt ve belgelerine el konulması ya da denetlenmesine karşı dokunulmazlık ve iletişim
ve yazışmalara müdahale edilmemesi; üyelik süresi boyunca ve sonrasında ise, görevleri
kapsamında söyledikleri, yazdıkları ya da yaptıkları ile ilgili hukuksal işlemler karsısında dokunulmazlık sağlanması önem taşımaktadır. Mevcut düzenlemede yargılama
izninin yürütme organı tarafından verilmesi aşağıda daha ayrıntılı bir şekilde üzerinde
durulacak olan kurumun bağımsızlığı açısından da önemli bir sorun oluşturmaktadır.
TİHEK Kanunu md. 15(2) ile Kurul üyelerine 27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı KHK
hükümlerine göre üst düzey kamu yöneticilerine ödenen maaşla aynı miktarda maaş
ödeneceği düzenlenmiştir; bu anlamda kendilerine makul düzeyde bir maaş ödendiği
kabul edilebilir.
3. TİHEK ve Bağımsızlık
Eşitlik kurumlarının bağımsızlığı, kurumla ilgili ölçütler açısından gündeme gelen en
önemli konudur; eşitlik kurumunun etkililiği ve başarısı için temel önemde görülmelidir.50 Bir kurumun de facto bağımsızlığı ile ilgili sorunlar yasal çerçevenin ötesinde siyasi kültür, güç ilişkileri gibi ülkeden ülkeye değişebilecek etmenlere bağlı olarak ortaya
çıkmaktadır. Bu çalışmada ağırlıklı olarak yasal düzenlemelere odaklanıldığı için de jure
bağımsızlık konusuna odaklanılmıştır.
Bağımsızlık konusu eşitlik kurumları için teorik olarak oldukça çelişkili bir durum
ortaya çıkarmaktadır. Görev ve yetkileri, mali kaynakları devlet tarafından belirlenmesine karşın kurumun bağımsız olması gerekliliği bu çelişkiyi ifade etmektedir.51 Eşitlik
kurumlarının bağımsızlığı, kurum dışında bir gerçek ya da tüzel kişi veya devlet organlarınca herhangi bir müdahale ile karşılaşmaksızın, özerk biçimde faaliyet yürütebilmesi anlamına gelmektedir.
Bağımsızlık, görevlerini ve sorumluluklarını etkili bir şekilde yerine getirmesi için
yasama organınca yıllık olarak belirlenen yeterli mali kaynaklara sahip olma, görüşlerini kamuoyuna duyurma, mali kaynaklarını kullanma ve kendi personelini seçme bakımından yürütmeden ve idareden bağımsızlık konularında değerlendirme yapılmasını
gerektirmektedir. Kurumun üyelerinin atanması ve görevden alınması usulleri de bu
kapsamda değerlendirilebilecek bir konu olmakla birlikte yukarıda ayrı bir başlık altında üzerinde durulduğu için burada bu konuya değinilmeyecektir.
Belirtilen hususlarda bağımsızlık güvence altına alındıktan sonra kurumun yürütme
veya yasama organına bağlı olup olmaması tali bir önemdedir.52 Ancak eşitlik kurumunun
idarenin eylem ve işlemleri konusunda da yetkili olduğu düşünüldüğünde yürütme organına bağlı olmasındansa, eylem ve işlemleri konusunda yetkili olmadığı yasama organına
50 Roy Gregory, “Building an Ombudsman Scheme: Statutory Provisions and Operating Practises”, The International Ombudsman
Anthology, Linda C. Reif (ed.), Kluwer Law International, The Netherlands, 1999, s. 132.
51 Smith, s. 912.
52 Andrea Krizsan, “Ombudsmen and Similar Institutions for Protection against Racial and Ethnic Discrimination”, European Yearbook of Minority Issues, Vol. 4, Martinus Nijhoff Publishers, Leiden, Boston, 2006, s. 171.
28