Sivil Toplum Örgütleri İçin Irk veya Etnik Kökene Dayalı Ayrımcılığın İzlenmesi Rehberi
Yaşam Hakkı
Yaşam hakkı bütün hak ve özgürlüklerin mevcudiyeti için bir ön koşuldur. Bir
kişinin yaşam hakkından keyfi olarak mahrum bırakılması diğer tüm hakları
anlamsız hale getirecektir. Bir kişinin yaşamına kamu görevlileri veya üçüncü
kişiler tarafından son verilmesine yönelik bir tehlike ortaya çıktığında mevcut tehlikenin ortadan kaldırılması da devletin yükümlülükleri arasındadır.
Ayrıca, gerçekleşen ölüm olaylarının ardından etkili bir soruşturma
yürütülmesi yükümlülüğü söz konusudur.
Bir soruşturmanın etkili
kabul edilebilmesi için şu
koşulları yerine getirmesi
gereklidir:
• Soruşturma, olayda güç
kullanılmasının haklı olup
olmadığının tespitine ve
sorumluların belirlenmelerine ve gerekirse cezalandırılmalarına yol açabilecek nitelikte olmalıdır.
•Kamu görevlilerinin bir
kişinin yaşamına hukuka
aykırı biçimde son vermelerine ilişkin ileri sürülen
iddialarla ilgili yürütülecek
soruşturmaların etkili sayılabilmesi için, soruşturma ile görevli olan ve soruşturmayı yürüten kişiler
olaylara karışmış olabilecek kişilerden genel olarak
bağımsız olmalıdır.
• Ölüm olayında adı geçen
kişilerin tamamının ayrıntılı
ifadelerine başvurulması,
delillerin tamamının muhafaza altına alınması ve
tüm delillerin toplanması
gerekmektedir.
• Yürütülen soruşturmanın, yaşamını yitiren kişinin
meşru çıkarlarının korunması için, gerekli olduğu
ölçüde, öldürülen kişinin
yakınlarına ve kamuoyunun denetimine açık olması gerekmektedir.
• Soruşturmanın makul bir
çabukluk ve özenle yürütülmesi gündeme gelmektedir.
Yaşam hakkı kapsamında gündeme gelen yükümlülüklerin
kapsamı yalnızca yaşam hakkını koruyan yasal düzenlemelerin kabulü ile sınırlı değildir, mevcut düzenlemelerin etkili bir şekilde uygulanmasını da gerektirmektedir.
Yaşam hakkının korunması, yalnızca kasten yaşama son
verilmesine ve yaşamın ihmal yoluyla tehlikeye atılmasına karşı bir koruma getirmemekte; insan hayatını tehlikeye atan her türlü faaliyete karşı bir koruma getirmektedir.
Yaşam hakkı kişinin keyfi olarak yaşamına son verilmesini
önlemeyi amaçlamaktadır ve yalnızca kasten öldürme fillerini değil, taksirle öldürme fillerini de kapsamaktadır. Bu
kapsamda devletin bir kişinin hayatını tehlikeye atmaktan
kaçınma yükümlülüğü de söz konusudur.
Yaşam hakkı yalnızca yaşamın sona ermesine yol açan olaylar açısından değil aynı zamanda ölüme sebebiyet vermeyen
fiziksel şiddet açısından da gündeme gelebilecektir. Başka
bir deyişle, bir fiil sonucunda ölüm gerçekleşmemiş olsa da,
bu sınıra çok yaklaşılmış olması durumunda da yaşam hakkının ihlali söz konusu olabilecektir.
Yaşam hakkı kapsamında, güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen kasten öldürme ve zorla kaybetme fiilleri veya
orantısız güç kullanılması sonucunda meydana gelen ölüm
olayları, kamu görevlilerinin planlama eksikliği veya tedbirsizliği ya da denetim görevini yerine getirmemesi nedenleriyle gerçekleşen ölüm olayları, örneğin özgürlüğünden
yoksun bırakılan kişilerin devletin kontrolü altındayken
intihar, işkence, orantısız güç kullanımı, kaza ya da üçüncü kişilerin saldırısı sonucunda ortaya çıkan ölüm olayları
ve yaşamı tehlike altında olduğu bilinen veya bilinebilecek
durumda olan kişilerin devlet tarafından korunmaması sonucu gerçekleşen ölümler gibi konular gündeme gelebilmektedir.
Yaşam hakkı kapsamında gündeme gelen etkili soruşturma
yükümlülüğünün amacı, iç hukukta yaşam hakkını koruyan yasal düzenlemelerin etkili bir şekilde uygulanmasının
ve sorumlu kişilerin hesap verebilirliğinin sağlanmasıdır.
38
Untitled-1.indd 38
27.01.2016 21:43