TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ değerlendirmesi yapılması güçtür. Raporun konusu bakımından da değerlendirmeler yapılırken bu tür unsurların dikkate alınması gerektiği özellikle vurgulanmalıdır. Başvuru yolunun etkili olup olmadığı ya da ilgili mevzuatta getirilen güvencelerin yeterli olup olmadığında dikkate alınması gereken unsurlardan biri de, belirtilen yargısal denetim yolundaki dava ve hâkim sayısı dengesidir. Türkiye’de adil yargılanma hakkının çeşitli görünümleri açısından ciddi bir sorun haline gelen bu sorun, idari yargıda da benzer bir görünüme sahiptir. 2020 adli istatistiklerine göre, 2020 yılında idare mahkemelerine gelen (yeni ve devredilen) dosya sayısı 361.178’tir.11 Aynı istatistiğe göre, hâkim başına düşen gelen toplam dosya sayısı ise 408’dir. (s. 256) Üstelik idari yargıda tek hâkimle karar verilmesi istisna olduğundan hâkimlerin imza attığı karar sayısının bunun üç katı kadar olması beklenebilecektir. Özellikle çabuk karar verilmesi gereken dosyalar bakımından etkili başvuru yolu değerlendirmesinde bu unsurun da dikkate alınması gerekir. AİHM kararlarına bakıldığında, etkili başvuru yolu hakkı değerlendirilirken daha önce belirtildiği gibi, hangi hakla ilgili inceleme yapıldığına bağlı olarak ve müdahalenin niteliğine göre geliştirdiği standartlar farklılık gösterebilmektedir. Bunun dışında, Avrupa Konseyi başta olmak üzere çeşitli uluslararası örgütlerin maddi ve usuli güvenceler konusunda özel olarak tavsiye kararı bulunması durumunda bu standartlar da dikkate alınmaktadır. AYM de örneğin Keskin Kalem vd. kararında aktarıldığı şekliyle erişim yasakları veya Y.T. kararında belirtildiği gibi sınır dışı kararlarının denetimiyle ilgili karar verirken etkililik değerlendirmesinde ilgili tavsiye kararlarını ve belirtilen güvencelere uygunluğunu da dikkate almıştır. AİHM’in 11. maddeyle bağlantılı olarak 13. maddenin ihlal edildiğine ilişkin Türkiye ile ilgili kararları iki konuyla sınırlı olmuştur: Bunlardan biri, örgütlenme özgürlüğü kapsamında sendikal çağrıyla toplantıya katılanlara uyarma cezası verilmesi durumunda yargısal denetim yolunun kapalı olması12 ve olağanüstü hal döneminde verilen kararların yargısal denetime kapalı olması.13 Bunlardan birincisi 2010 Anayasa değişikliği ile, ikincisi Olağanüstü Hal Kanunu’ndaki ilgili maddenin iptali ile ortadan kalktığından bu iki kararda belirtilen ihlaller artık gündeme gelmemektedir. Türkiye’yle ilgili olmayan ancak konumuz bakımından önemli olan üç AİHM kararı yol göstericidir: (1) Bqczkowski vd. v. Polonya (2007); (2) Alekseyev v. Rusya (2010); (3) Lashmankin v. Rusya (2017). Bu kararlara ileride Türkiye’deki başvuru yollarının etkili olup olmadığı değerlendirmesinde değinilecektir. 11 Adalet Bakanlığı 2020 yılı Adli İstatistikleri, s. 259. https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/22420211449082020H%C4%B0ZMETE%C3%96ZELK%C4%B0TAP.pdf 12 Karaçay (2007); Kaya ve Seyhan (2009); Doğan Altun vd. (2015). 13 Metin Turan (2006) 11

Hedef paragraf seç3