TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ
idari başvuru yolu olup olmadığı, dava açma süresi, husumet yönünden değerlendirilir.
İlk incelemenin tamamlanmasının ardından mahkeme iki koşulun birlikte gerçekleştiğine karar verirse yürütmenin durdurulması kararı verebilir. Bu koşullar; idari işlemin
uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olmasıdır. Kanun’da uygulanmakla etkisi tükenecek olan ve olmayan
işlemler bakımından farklı bir rejim benimsenmiş ve etkisi tükenecek idari işlemlerin
yürütülmesinin, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da geçici olarak durdurulabileceği belirtilmiştir. YD kararlarının
bu iki koşul bakımından gerekçeli olması gerekmektedir.
İdarenin savunmasının beklenmesine karar verilmesi halinde idarenin savunma vermesi için azami süre Kanun’un 16. maddesinde 30 gün olarak belirlenmişse de bu süre,
haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. YD
istemli davalarda bu süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına
da karar verilebilir. Re’sen tahkik ilkesinin geçerli olduğu idari yargıda bu maddenin
lafzı da dikkate alındığında sürelerin kısaltılması veya memur eliyle tebliğ konusunda
tarafların talebi zorunlu bir unsur olmayıp mahkemenin davanın konusuna göre kendiliğinden bu yönde karar vermesi mümkündür.
Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin pek çoğu açısından toplantının yapılacağı yer ve/
veya zaman özel bir öneme sahiptir. Bu, 1 Mayıs, 8 Mart, Newroz, 2 Temmuz 1993
Madımak Katliamı anması, 19 Aralık Maraş Katliamı anması, 10 Ekim Gar Katliamı
anması gibi örneklerde ancak belli bir tarihte yapılması anlamlı toplantılar olabileceği gibi, belirli bir olayın (ölüm/cenaze, bir kanunun kabul edilmesi, siyasi bir olay
ya da idari bir karara verilen tepki vb.) ardı sıra verilen toplumsal tepki şeklinde de
olabilir. Bu tür durumlarda, toplantı ve gösteri yürüyüşünün o tarihte yapılmaması,
bu özgürlüğün kullanılmasını anlamsız hale getirebilecektir. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve sosyal ve siyasi gelişmeler karşısında
toplumun verdiği tepkiyi ifade ettiği düşünüldüğünde, örneğin bir yapı projesi nedeniyle ağaç kesimine verilecek tepkinin doğal olarak kesimin yapılacağı tarihlerde
veya öncesinde verilmesi anlamlı ve mümkündür. Ayrıca, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemek için harcanan çaba ve bu tür engellerin caydırıcı niteliği de tüm
toplantılar bakımından geçerlidir. Bu açıdan, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının
engellenmesini içeren yasaklama ve erteleme kararları bakımından idari yargının
etkili bir başvuru yolu olup olmamasında, açılan davanın toplantı tarihinden önce
sonuçlandırılmasının teoride ve pratikte mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu nedenle, hem idarenin karar verme süreci, hem de mahkemelerin YD kararını
verme süreçlerinin incelenmesi gerekir.
İdarenin karar alma süreci açısından erteleme kararının toplantının başlama saatinden en az 24 saat önce alınabilmesi ya da mevzuata göre yasaklama kararlarının belli
bir etkinlikten hemen önce alınmasına hiçbir engel olmaması karşısında toplantıyı
düzenlemek isteyenlerin bir dilekçe hazırlayıp, gerekirse bir avukata vekâlet vererek
- hayatın olağan akışına göre pek mümkün olmayacak şekilde- aynı gün içerisinde
dava açabileceği düşünülse bile bu durumda da idare mahkemelerinin bu davayı bu
kadar kısa sürede karar verme ihtimali olup olmadığı değerlendirilmelidir.
19