TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ rekir. Kuşkusuz ki makul sürenin ne kadar olacağı her somut olayın kendi koşulları içinde, dava konusu hakkın niteliği de dikkate alınarak belirlenir. Bu bağlamda haktan yararlanılmasını imkânsız hâle getirecek veya söz konusu davanın açılmasını anlamsız kılacak, verilecek muhtemel bir iptal kararının sonuçsuz kalmasına yol açacak bir süreden sonra karar verilmesi söz konusu mekanizmanın etkisiz olmasına yol açabilecektir”.10 Mahkeme bu betimlemeden sonra somut olayda tanınan yolların etkili olduğuna şu gerekçeyle hükmetmiştir: “İdarenin savunma yapmasının veya savunma için idareye tanınan sürenin geçmesinin beklenmesinin yürütmenin durdurulması isteminin karara bağlanması sürecini bir miktar uzatacağı açıktır. Bu durum, sokağa çıkma yasağına ilişkin kararın hukukiliğinin incelenmesini ve yürütmesinin durdurulması isteğinin karara bağlanmasını geciktirebilir. Ancak başvurucu, savunma süresinin kısaltılması ve hatta memur eliyle tebligat yapılması talebinde bulunma imkânına sahiptir. Nitekim 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi gözetildiğinde idari mahkemenin savunma süresinin kısaltılması, memur eliyle tebligat ve idarenin savunması gelinceye veya idareye tanınan süre doluncaya kadar olmak üzere idari işlemin yürütmesini geçici olarak durdurma yetkilerini haiz olduğu görülmektedir. Dolayısıyla başvurucunun sokağa çıkma yasağının bir kere uygulanmakla tükenecek işlemlerden olduğunu ileri sürerek idarenin savunmasının beklenmeden yürütmenin durdurulması isteğinin karara bağlanması talebinde bulunması da olanaklıdır. Buna göre sokağa çıkma yasağına karşı açılacak bir iptal davasında yasağın durdurulmasına, durumun gerektirdiği süratte karar verilmesine imkân tanıyan yasal düzenlemeler mevcuttur. Bu itibarla ilgili yargı mercilerinin anılan hükümler yoluyla yasağın uygulandığı süreç içinde hukukilik denetimi yapmaları mümkündür. Somut olayda aksi sonuca ulaşılmasına neden olacak hiçbir veri başvurucu tarafından ortaya konulamamıştır. Anayasa Mahkemesinin teorik düzeyde makul süratte karar verme kapasitesini haiz olan bu hak arama yolunun fiilen etkili işlemeyeceği kanaatine ulaşmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır”. İki karar arasında hem hakkın niteliği, hem hakka yapılan müdahalenin etkileri bakımından belli farklar olduğunu belirtmek gerekir. Sınır dışı etme kararının yaşam hakkı dâhil olmak üzere pek çok hakkı ağır biçimde ihlal edebilmesi ve sınır dışı edildikten sonra geç verilen YD kararı ile eski hale geri dönüşün çok güç/imkânsız olmasına karşılık, sokağa çıkma yasağı süregelen bir ihlaldir ve geç karar verildiğinde ihlalin durdurulması hala mümkündür. Diğer yandan, AYM’nin farklı sonuca varabilmesindeki önemli bir etken de, YD kararı verilirken olayın ve hangi hakka nasıl bir müdahale edildiğine yönelik değerlendirme yapılması sürecindeki farklılıktır. Örneğin Senih Özay başvurusunun bir düzenlemenin hukuka uygunluğuyla ilgili olması nedeniyle mahkemece idarenin savunması alınmadan hukuka aykırılık değerlendirmesi yapılması mümkünken, sınır dışı etme kararında olaya özgü değerlendirme yapılması gerektiğinden idarenin savunması alınmadan mahkemece hukuka aykırılık 10 Senih Özay, B. No: 2020/13969, 9/6/2020. 10

Hedef paragraf seç3