TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ
iki gün önce il genelini kapsayacak şekilde 30 gün süreyle “geçici barınma merkezini
protesto etmek amacıyla yapılan her türlü etkinliğin yasaklanmasına” karar verilmiş,
karara karşı açılan iptal davasında YD talebi hakkında idarenin savunması alındıktan
sonra karar verilmesine ilişkin bir ara kararın ardından 29.6.2016 tarihinde YD talebi reddedilmiştir. Mahkeme, etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiayı
değerlendirirken YD talebinin savunma almadan geçici olarak verilebileceği ve savunma süresinin kısaltılması ve tebligatın hızlandırılması konusunda düzenlemeler
yapılmış olmasını yeterli görmüştür. İlgili düzenlemelerin tamamı hakimin re’sen
(kendiliğinden) verebileceği kararlar olmasına karşılık Mahkeme, “başvuru konusu
müdahale yönünden teorik olarak etkili olan yürütmenin durdurulması kurumunun
uygulamada da etkililiğini sağlamak adına başvurucuların kendilerinden beklenebilecek yükümlülükleri yerine getirmedikleri ve bu doğrultuda toplantı haklarıyla bağlantılı olarak etkili başvuru haklarının ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği” (par. 66)
gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, kararın
devamında etkili başvuru hakkıyla ilgili bu değerlendirmenin, verilen kararın sonucundan bağımsız olarak “ilgili yasaklama kararının hukukiliğini, geçerli olduğu
zaman diliminde yargı merciine denetletebilme ve bir sonuç alabilme kapasitesiyle ilgili olduğunu” belirtmiştir. (par. 67) Oysa, resen tahkik ilkesinin geçerli olduğu
ve hâkimin aktif konumda olduğu idari yargıda sürelerin kısaltılmasına yönelik bir
talep zorunlu olmadığı gibi, böyle bir talep olsa idi mutlaka bu yolun etkili bir hale
geleceği yönünde bir değerlendirme yapılması da mümkün değildir.
Mahkeme’nin bu iki kararının farklı gerekçelerle kapsamlı bir incelemeyi içermediğini ve AİHM’in yaklaşımından ayrıştığını belirtmek gerekir. Bu bakımdan, AİHM’in
13. maddeyi barışçıl toplantı gösteri yürüyüşü hakkı (md. 11) bakımından nasıl değerlendirdiğini incelemek faydalı olacaktır.
c. AİHM’in Yasaklama ve Erteleme Kararlarında Etkili Başvuru Yolu
Konusunda Yaklaşımı
AİHM, ilk olarak Bqczkowski vd. v. Polonya kararında, sonrasında aynı şekilde Lashmankin v. Rusya ve Alekseyev v. Rusya kararlarında toplanma tarihinden önce toplanma özgürlüğüne getirilen sınırlandırmalar bakımından etkili başvuru yolunun, bu tür
sınırlandırmalara ilişkin nihai kararın toplanma tarihinden önce alınması olasılığını
ima ettiğini belirtmiştir. Mahkeme’ye göre, post-hoc bir başvuru yolu, Sözleşme’nin
11. maddesine ilişkin olarak yeterli telafi sağlayamayacaktır. Bu nedenle, ilgili kanunların Devlet makamlarının karar verirken uyması gereken makul süreler öngörmesi,
toplanma özgürlüğünden etkin bir şekilde yararlanılması için önemlidir.40 AİHM, bu
açıdan hem Alekseyev hem Lashmankin kararlarında Rusya’da var olan düzenlemeler
uyarınca bir toplantı düzenlemek için düzenleyicilere belli zaman sınırlamaları getirilmesine karşın idarelere belli bir süre sınırı getirilmemesini vurgulayarak var olan başvuru yollarının post-hoc nitelikte olduğunu ve toplantının yapılmasını engelleyecek
idari kararlarının yargısal denetiminde mahkemelerin toplantı tarihinden önce karar
vermesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme41 olmamasının da bu niteliği pekiştirdiğini
saptamıştır. (Alekseyev, par. 99; Lashmankin, par. 346-347) Bu noktada, Rusya’daki
40 Baczkowski vd. v. Polonya, no. 1543/06, § 81-83, 3.5.2007; Lashmankin vd. v. Rusya, 2017, § 345.
41 Karardan Rusya Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine 2015 yılında Rusya’da toplantı tarihinden önce yargısal denetimin yapılması zorunluluğunu içeren yasal düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır. § 351.
25