saygılı tutumlarından değil, bağlayıcı sözleşmelere, metinlere imza atmış
olmalarından veya prestij kaybını göze alamamasından kaynaklı. Avrupalı
şirketlerin imzaladıkları sorumluluk metinlerine, küresel çerçeve sözleşmelere
vb. uyması ancak güç dengeleriyle ilgili bir durum. Örneğin Flormar vakasında
biz, Yves Rocher şirketinin daha önceki yıllarda imzaladığı işçi hakları açısından
bir küresel sözleşme olduğunu tespit etmiştik. Ancak Fransız meslektaşlar,
şirketin daha sonra bu sözleşmeyi devam ettirmediğini, yenilemediğini bildirdi.
Kendisini güçlü hisseden şirket, bu tür şeyleri terk edebiliyor sonrasında.
Küresel Sözleşme, Code of Conduct, Global Compact veya Avrupa İşletme
Konseyleri gibi mekanizmaların, Avrupalı şirketlerde örgütlenirken onların
sendikal haklara saygı göstermesi için kullanılabilmesi, merkez ülkede güçlü
bir sendika ve/veya İşletme Konseyi olmasıyla, şirketin uluslararası düzeyde
prestijini zayıflatma kapasitesiyle vb. ilişkili. Bu tür mekanizmaları kullanarak
yapılan şikâyetlerin sonuçlanması, çok uzun zamanlar alıyor. Öte yandan
sonuçlansa da yaptırımı yok, şirkete yönelik uyarı ve şirketi kurallara uymaya
yönelik çağrı çıkıyor.
Son yıllarda, Avrupalı şirketler de dâhil, örgütlenmeye en baştan saygılı
olup, hiç itiraz etmeksizin kabullenen bir vaka anımsamıyorum. Ancak, önce
engelleme girişimi olsa da sonradan bu tutumunu değiştiren işverenler
olabiliyor Belki en olumlu sayılabilecek örneklerden biri, Trakya Çerkezköy’de
otomotiv parçaları üreten Veritas işyeri oldu. Burada başlangıçta kimi işten
çıkartma vb. tehditlerde bulunan işveren, daha sonra sendikanın girişimleriyle
uzlaşmaya yanaştı ve sonuçta yetki alınarak toplu sözleşme yapılabildi.103 Bu
örnek bize işverenlerce bir hakmış gibi görülen yetkiye itiraz mekanizmasının ve
işten çıkartmaların olmadığı, sendikal haklara saygı gösteren bir tutumun da
olabileceğini göstermiş oldu.
Örgütlenme sürecinin bir aşamasında diyalog geliştirebildiğimiz örneklerden
bir diğeri de Alman Continental şirketi bünyesindeki Contitech şirketi.104
2015’te yeniden başlatılan toplu sözleşme yetki süreci, art arda yapılan işveren
itirazlarıyla yıllardır uzamaktaydı. Şirketin Avrupa İşletme Konseyi ve Alman
Kimya Sendikası ile yaptığımız temaslar sonucunda, Continental yönetimi,
Konsey ve uluslararası sendika temsilcileri ile Petrol-İş temsilcileri bir araya
geldi. Bursa’da yapılan toplantıda, sendikanın gerçekte sözleşme yetkisine
sahip olduğunu, yetki itirazı mekanizmasının Türkiye kanunlarında olabileceğini
ama evrensel çalışma normlarına uygun olmadığını aktardık. İş barışının
sağlanması için itirazı çekmelerini istedik ve diyalogu sürekli kılmaya çağırdık.
Bu toplantı olumlu sonuç verdi ve sonunda toplu sözleşme müzakerelerine
başlandı, sözleşme imzalandı. Halen sendikamız bu işyerinde örgütlü sendika
olarak varlığını sürdürüyor. Sızdırmazlık ürünleri üreten Vibracoustic işletmesi
sahibi Trolleborg’un Alman Freudenberg firması ile ortaklık kurmasıyla oluşan
yeni ortamda, Alman işverenle temas geçilmesi için yine İşletme Konseyleri ve
Alman sendikalarıyla işbirliğine gidildi, yerli işverenin başlangıçtaki olumsuz
niyetlerine rağmen, sonunda sosyal diyalog mekanizması çalıştırılarak toplu iş
sözleşmesi yapmak mümkün oldu.105 Bu türden sonuçlar alınmasında, Avrupa
İşletme Konseylerinin gücün��n belirleyici olduğunu belirtmek isterim. Örneğin
Flormar’da bir İşletme Konseyi olsaydı durum farklı olabilir. Özellikle Alman
kökenli şirketlerin bu anlamda örgütlenmeye daha uygun bir manzara arz
ettiklerini belirtmeliyim.
Bizim açımızdan yerli şirketlerle uluslararası olanlar arasındaki farkı anlatan
en iyi örnek Ak-Kim olabilir. Bu şirketteki örgütlenmemiz de Flormar gibi işten
çıkartmalarla engellenmişti, orada da Flormar gibi bir yılı bulan bir işyeri önü
protestosu gerçekleştirdik.106 Ama burada Flormar kadar güçlü, yaygın bir
kamuoyu desteği oluşturamadık. Ak-Kim Avrupalı şirketlere üretim yapıyordu,
örneğin Alman Henkel gibi. Ama yerli sermayeli bir işletmeydi. Alman
sendikacı meslektaşlarımız üzerinden Henkel’e yönelik, ürün satın aldıkları
şirkete baskı uygulamaya çağırdık ama pek karşılık alamadık.107 (Sendika
konuyla ilgili Henkel’e yazdığı mektupta Henkel Grubu’nun Sosyal Standartları
105 https://www.petrol-is.org.tr/haber/yeni-orgutlendigimiz-vibracoustic-isyerinde-tis-muzakereleri-basladi-10955
106 Konuyla ilgili Petrol-İş açıklaması: https://petrol-is.org.tr/haber/akkime-sendika-girecek-11211 ve işyeri önü eyleminin
bitirildiği haberi: https://www.evrensel.net/haber/348331/akkim-iscileri-cadir-direnisini-sonlandirdi
103 İşyerindeki 117 işçiden 67’sini üye kaydederek toplu sözleşme yetkisi için 7.2.2018 tarihinde Bakanlığa başvuran sendika, yetki belgesini 13.2.2018 tarihinde aldı ve sözleşme müzakereleri 20.4.2018’de başlatıldı. 8.8.2018’de işyerindeki ilk
107 Burada Ak-Kim’in Avrupa pazarında çok etkin şirket olduğunu, Almanya’da ürettiği kimyasalları pazarlamak için bir
toplu sözleşme imzalandı. (https://petrol-is.org.tr/haber/veritas-isyerinde-tis-imzalandi-11958)
şirket kurduğunu not düşmek isteriz. Aynı zamanda Ak-Kim’in Global Compact’ı 2007’de imzalamış bir şirket olduğunu
(https://www.akkim.com.tr/tr/surdurulebilirlik/kuresel-ilkeler-taahhudumuz/kuresel-ilkeler-taahhudumuz/i-584), hatta bu
104 Bursa’da daha önce girişilen örgütlenme çalışmaları, öncü işçilerin çıkartılmasıyla sonuçsuz kalmıştı. Daha sonra tek-
çerçevedeki çalışmalarını her yıl düzenli olarak raporladığını ve daha da ötesi, bağlı bulunduğu Akkök Holding Başkanı’nın
rar başlayan sendikal örgütlenme sonucu sendika, Bakanlığa yaptığı yetki tespiti başvurusuna 18.02.2015 tarihinde olumlu
aynı zamanda Türkiye Global Compact Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu bilmek de ilginç olabilir. (https://www.globalcom-
yanıt aldı. Contitech yönetimi, Bakanlık kararına itiraz ederek toplu sözleşme sürecini yargıya taşıdı.
pactturkiye.org/yonetim-kurulu/)
94
OH A L REJİMİNDE İŞÇİLERİN KOLLEK TİF H A K L A RI
AV R U PA K Ö K E N L I / İ L I Ş K I L I İ Ş L E T M E L E R D E S E N D I K A L Ö R G Ü T L E N M E H A K L A R I
R APOR GÖRÜŞME ÖZETLERI
95