başlıklı belgeye referans verdi.108 Belgede, ‘Henkel, tedarikçilerin ve hizmet
sağlayıcıların, Henkel’in Kurumsal Standartlarını ve uluslararası kabul görmüş
çalışma standartlarına ulaşmayı da içeren etik standart gerekliliklerini
karşılamalarına bağlı olarak değerlendirildiğini’ belirtiyordu).
Avrupa sermayeli şirketlerin sendikayla geliştirdikleri olumlu ilişkilere bir örnek
olarak Hollanda kökenli Unilever’i verebiliriz. Petrol-İş, UNİLEVER SAN. VE TİC.
A.Ş. işvereniyle on yıllardır toplu sözleşme imzalıyor. Yakın zamanda şirket
İzmit-Dilovası’ndaki fabrikasını Konya’ya taşımak istediğinde, sendika ile olumlu
bir diyalog geliştirdi ve sonunda bir protokol imzalandı. 19.6.2014 tarihinde
imzalanan protokol ile sendika üyelerinin Konya’ya haklarını kaybetmeden
gitmesi, buradaki yerleşimleri için bir konut kooperatifine işverenin destek
olması karar altına alındı.
Tabi tüm bu çalışmalar sırasında bağlı olduğumuz Küresel Federasyon
IndustriAll’un önemli bir katkısı oluyor.109
Saica Pack İşçisi, Türk-İş - Selüloz-İş Sendikası üyesi Aytaç Kaya ve
Selüloz-İş Sendikası Uzmanı Aykut Güner (7.08.2019)
41 yaşındaki Aytaç Kaya, 21 yıl çeşitli işyerlerinde çalıştıktan sonra 2017
yılında, Norm Ambalaj fabrikasında çalışmaya başladı. Kısa süre sonra fabrika
Saica Pack tarafından satın alındı. Kaya, burada sendikalaşma çalışmalarına
öncülük edenlerden biri.
2016’nın Şubat ayından beri Selüloz-İş sendikasında uzman olarak çalışan
Aykut Güner, sendikanın yayın, toplu sözleşme ve örgütlenme çalışmalarında
etkin bir biçimde rol alıyor.
Aytaç Kaya:
Fabrikaya girdikten sonra birçok sorun olduğunu gördüm. Gidiyorsunuz
lavaboda sabununuz yok, elinizi silecek peçeteniz yok, lavabodan çıktığınız ıslak
108 https://www.henkel.com/blob/20078/e572da939631c61e9e35eafe9dda80e2/data/social-standards.pdf
109 IndustriAll’un işkolundaki birçok çok uluslu şirketle yaptığı Küresel Çerçeve Sözleşmeleri var. (http://www.industriallunion.org/global-framework-agreements)
96
OH A L REJİMİNDE İŞÇİLERİN KOLLEK TİF H A K L A RI
AV R U PA K Ö K E N L I / İ L I Ş K I L I İ Ş L E T M E L E R D E S E N D I K A L Ö R G Ü T L E N M E H A K L A R I
ellerle yemekhaneye gidip ekmek sepetine elinizi uzatacaksınız; bu hoş olmayan
durum. Bu arada iş sağlığı ve güvenliği… Güvenliği geçiyorum, iş sağlığı
kesinlikle yoktu, kesinlikle güvenliğimiz yoktu. Mesela, iş ayakkabılarımızı talep
ediyorduk, ya “Önümüzdeki ay gelir, 3 ay geçsin sonra gelir” ya da “Bir dahaki
sene, bu sene geçti idare edin” vs. diyorlardı. Normal günlük kıyafetlerimizle
çalıştığımızı biliyorum. Bu arada her gün yarım saat fazla çalışıyorduk, bakın
[yasal] fazla mesai değil fazla çalıştırılıyorduk, yarım saat.
Diyelim ki 45 saat haftada çalışma saatim ise, on saat de fazla, eder 55 saat.
Biz 55 saat değil 65-70-75 saat çalışıyorduk haftada. Kaba davranışlara,
konuşmalara maruz kalıyorduk. Saica diye bir şirketin alacağını duyduk burayı,
Nisan 1’den önce bütün arkadaşlarımızı toplayarak bir konuşma yaptı müdür.
“Ben buradayken kesinlikle bu fabrikaya sendika giremez, icabında fabrikadan
da çıkarız, birbirimizle yumruklu kavga ederiz ama bu iş olmaz kesinlikle”dedi.
“Kıdem tazminatlarınız verilecek, bundan sonra herkes ayağını denk alsın”dedi.
Sonuçta satış oldu, yeni işveren geldi. Saica’nın Eskişehir’deki fabrikasında
sendika olduğunu duyduk. Dedik ki o sendikayı buraya da getirtelim, yasal
hakmış. Bu arada baktık, yeni yabancı genel müdür bizimle toplantı yapıyor,
gayet şeffaf konuşuyor, diyor ki, “Bizim Türkiye’de bir bağımız yok, biz bayağı
güçlü bir firmayız, maaşlarınızı gününde vereceğiz, bundan sonra elden maaş
yok.” Sorunlardan biri de bu: maaşlarımızın bir bölümü bankaya yatıyor,
diğerlerini elden alıyoruz. Fazla çalışma, mesai ücretlerini elden alıyoruz,
bordrolarımıza yansımıyor, zaten böyle olduğu için bordro da almadık biz.
İşte sendikalaşmaya başladık o gün itibariyle. 50+1 gerekiyordu sendikanın
yetkiyi alması için, 86 mavi yakalının çalıştığı yerde biz, bir günde 79 kişiyle
Çalışma Bakanlığı’na sendika olarak başvurduk. Bir hafta sonra Çalışma
Bakanlığı’ndan gelen yetki bildiriminden sonra fabrika müdürü, bazı
arkadaşlarımızı fabrika makam odasına, bazı arkadaşlarımızı da, mesela beni,
fabrikanın içinde bir baskı makinesi var onun önüne alarak, sevkiyat deposunu
dolaştıktan sonra güvenliğe kadar geldik. Burada dedi ki, “Kesinlikle bu işten
vazgeçin, kimsenin canı yanmasın, icabında 200-300 ben vereyim ama siz
bu işten vazgeçin.” Dedim ki “Madem böyle, siz daha önce neden 200-300
vermediniz?” Ondan sonra dedi ki, “Bu sendika değil, Selüloz-İş sendikasını
getirtmeyin buraya, onlar işte kavgacı, farklı bir sendika getirtin, Ağaç-İş
sendikasını getirtin.” Dü��ündüm ki bana şu an karşı olan biri bunu söylüyorsa
R APOR GÖRÜŞME ÖZETLERI
97