CDL-AD(2019)017rev
- 58 -
ihtiyaç duyulduğunu değerlendirmesine yol açabilse de devlet, kamu düzenini ve güvenliğini
sağlamak için yeterli kaynaklara sahip kolluk hizmeti sağlama konusunda pozitif bir yükümlülük
altında olduğundan, güvenlik görevlileri, yeterli sayıda kolluk personelinin ikamesi olarak
görülmemelidir.
157. Profesyonel güvenlik görevlisi çalıştırma konusunda yasal bir zorunluluk
bulunmaması. Bazı bölgelerde, profesyonel güvenlik görevlilerinin veya özel güvenlik
firmalarının toplantılarda güvenlik hizmetleri sağlamak üzere sözleşmeyle tutulması ve ücret
alması olağandır. Bununla birlikte, organizatörlerin güvenlik görevlileri veya güvenlik
düzenlemeleri için ödeme yapmalarını gerektiren hiçbir yasal zorunluluk olmamalıdır. Genel
olarak, özel güvenlik düzenlemeleri devleti asla bir toplantıyı kolaylaştırma ve bu tür toplantıları
denetlemek için uygun düzenlemeler yapma yükümlülüğünden kurtarmamalıdır. Özellikle de
toplantıların düzenlenmesi, hiçbir zaman organizatörlerin veya katılımcıların güvenlik görevlisi
tutma kapasitesine bağlı olmamalıdır, çünkü bu, onların barışçıl toplanma özgürlüklerine yönelik
aşırı bir müdahale teşkil eder (ve esasen ödeme yapamayanların toplantı düzenlemesini
kısıtlar).308 İfade özgürlüğüne dayalı olmayan bazı kitlesel etkinliklerde (örneğin; ticari konserler,
futbol maçları veya diğer ticari faaliyetler) güvenlik maliyetlerinin paylaşılmasına yönelik bir
uygulama olsa da bunlar bu tür etkinliklerin özel niteliğinden doğar. Genel olarak kolluk
kuvvetleri, etkinlikteki güvenlik görevlileriyle işbirliği içinde çalışmalıdır ve her birinin kendi
görevleri hakkında net bir anlayışa sahip olması gereklidir.
IV. Toplantılarda Kolluk Uygulamaları Konusunda İnsan Hakları
Temelli Bir Yaklaşım
158. İnsan hakları temelli kolluk uygulamaları. Kolluk kuvvetleri, toplantıların planlanması,
hazırlanması ve denetlenmesi boyutlarında insan hakları temelli bir yaklaşım benimsemelidir. Bu,
barışçıl toplanma özgürlüğünü kolaylaştırma, mümkün kılma ve koruma görevlerini dikkate
almalarını ve bu görevin bütünüyle bilincinde olmalarını gerektirir. Kolluk görevlileri, halka açık
toplantılarda görev yapma ve insan haklarına yeterince öncelik verme konusunda uygun şekilde
eğitilmelidir.309
159. Bireysel kimlik belirteçlerini gözle görülür şekilde takma veya sergileme
yükümlülüğü. Kolluk personeli, toplantılar sırasında üniformalarına ve/veya kasklarına
kimliklerini belirten (isimlik veya sicil numarası gibi) bir tanımlayıcı takmalı veya
sergilemelidir.310 Bu tür tanımlayıcı bilgiler etkinlik sırasında çıkarılmamalı veya üzerleri
kapatılmamalıdır. Bir toplantıda görevli kolluk personelinin bu şekilde tanımlanamadığı
durumlarda, istendiğinde kendilerini ad ve rozet/sicil numarasıyla tanıtmaları gerekir.311
160. Kolluk personelinin sağlık ve güvenliğini temin etme ihtiyacı. Kolluk personeli, insan
haklarını koruma yükümlülüğünü yerine getirirken, kolluk personelinin ve diğer personelin
Ayrıca örneğin bkz. Letonya Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, 2006-03-0106 Sayılı Davaya İlişkin Karar (23 Kasım 2006),
paragraf 34.4 (İngilizce çevirisinden): “… etkinliğin barışçıl niteliğinin tehlikeye girdiği her durumda kamu düzenini korumak için
ekstra personel görevlendirilmesi ihtiyacı, bir kişinin işbirliği görevinin kapsamını aşar."
309 Bkz. Toplantılarda kolluk uygulamalarına dair AGİT/DKİHB İnsan Hakları El Kitabı, 2016.
310 Bkz. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muižnieks tarafından 3 - 7 Haziran 2013 tarihleri arasında İspanya'ya yaptığı
ziyaretten sonra hazırlanan rapor, CommDH(2013)18, paragraf 149.
311 Bkz. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 19 Eylül 2001 tarihinde kabul edilen Avrupa Polis Etiği Kuralları, Tavsiye
Kararı Rec(2001)10, paragraf 45 ve ilgili açıklayıcı notta, polis müdahaleleri sırasında, polis personelinin normalde polis statüleri ve
mesleki kimliklerini kanıtlayabilecek konumda olmaları gerektiği belirtilmektedir, "zira aksi takdirde halkın gözünde kişisel hesap
verebilirlik konusu boş bir kavram haline gelir." Diğer taraftan polis memurunun kimliğinin açıklanması, adının açıklanacağı
anlamına gelmez. İzci / Türkiye davasında (Başvuru No. 42606/05, 23 Temmuz 2013, polis memurları tanınmamak için sicil
numaralarını gizlemişlerdir. Ulusal makamların polis eylemlerinin planlanması ve uygulanması ile ilgili daha kapsamlı konuları
soruşturmadaki başarısızlığı, soruşturmalar geciktiğinden ve zaman aşımı nedeniyle yargılamaya son verildiğinden, polis
memurlarının sicil numaralarını gizlemelerinden fayda görmeleriyle sonuçlanmıştır. Ayrıca polis memurlarının amirlerinden de
hesap sorulmamıştır. Mahkeme, yargı makamlarının olayın gerçek olgularını tespit etmedeki ve failleri aramadaki ciddi
başarısızlıklarının yanı sıra yargılamayı hızlandırmadıkları ve böylece zaman aşımına neden oldukları için AİHS Madde 3'ün usul
yönünden ihlal edildiğine karar vermiştir.
308