Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
özgürlüklerin tanınmasını, uygulanmasını, bu hak ve özgürlüklerden yararlanılmasını ortadan kaldırmak veya zayıflatmak amacına ya da etkisine yönelik, renk, soy ya da ulusal veya etnik kökene dayalı” muamele
olarak tanımlamaktadır. Her türlü eylem veya ihmal, amacı ya da etkisi
bakımından direkt ya da dolaylı, bilerek ya da bilmeden, bir grup insanın haklarına erişimini yukarıdaki şekilde kısıtlıyor ise, ırkçı sayılır.
Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık kavramları, Avrupa Birliği Direktiflerine de kaynak sağlamıştır. Mesela, bir servis sağlayıcının ırkçı olarak
görülüp görülmemesi konusundan bağımsız olarak, önemli olan o servisten yararlanan insanların bu konuyu tecrübe etmesidir. Bir kimsenin
işini kısıtlı kaynaklarla elinden gelen en iyi şekilde yaptığını söylemek
haklı bir gerekçe değildir.
Ayrıca, ırk ayrımcılığı ve mesela kadınlar tarafından tecrübe edilen
ayrımcılığın kesiştiği noktaları da göz önünde bulundurmamız gerekir.
Bunlar, farklı şekillerde baskılar olmalarına rağmen çoğu zaman birlikte
tecrübe edilirler. Çatışma durumlarındaki kesişimler konusunda da tetikte olmamız gerekir (mesela Suriye ve diğer savaş alanları). Bu durumlarda, ırkçılığın cinselleştirilmiş doğası ile kadın-erkek arasındaki güç
dengesizliği arasında net bir kesişim mevcuttur.
Tarih ve Güncel Gerçeklikler
Tarih, güncel gerçeklikleri anlamak için göz önünde bulundurulmalıdır. Ben baskı hiyerarşisine odaklanmayı yararlı bulmuyorum, çünkü
bu yaklaşım gerçeği örtmekle birlikte daha fazla ayrımcılık ve ırkçılığa
da yol açabilir. Ancak açık ve net olan şudur ki, kölelik ve sömürgeciliğin bıraktığı miras olan geleneksel ırkçılık formları bugün hâlâ dünyada geçerli ve güçlüdür. Küresel olarak Afrika kökenli insanların tecrübe
ettiği güncel yapısal ve kurumsal ayrımcılık, ve birçok ülkede yerlilerin
tecrübe ettiği spesifik ayrımcılık da bu mirastan gelmektedir. Tarihin
farklı dönemlerinde, farklı ırkçılık türleri daha az veya çok ifade edilip
görünür hale gelebilir. Bugün, CERD’in yaptığı ülke değerlendirmelerinin de gösterdiği üzere, Müslüman karşıtı ırkçılık ve Müslüman olarak
algılanan insanların tecrübe ettiği spesifik ırkçılık türlerinin yaygınlığı
konusunda şüphe yoktur.
20