Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
imkânına sahip olanlar da kendilerini yükümlülük sahibi olarak görmelidir; farklı şekilde ve daha az güç sahibi olsak bile. Bu da, bu yükümlülüğün gerekliliklerini yerine getirme konusunda cesur davranmamızı gerektiriyor. Özellikle ESHİD ve KODA’dakileri ve buradaki diğer
herkesi takdir ediyorum, burada, ülkedeki ırkçılığın karşısında cesurca
durabildiğiniz için. Cesaretinizi selamlıyor ve gelecekteki zorlukların
kolaylaşmayacağını anlıyorum.
İnsan hakları ihlalleri ile ilgili konuşurken, aktivistler, analistler ve
akademisyenler arasında duvar örmemeliyiz. Spesifik rolümüz ne olursa olsun değişim yaratmaya çalışan organizasyonlar ve mekanizmaların
bir parçası olmamız gerekiyor.
Medyadaki söylemleri (özellikle sosyal medya) değiştirmek de çok
önemli. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin imzalanmasından 50 yıl
sonra insan hakları, ırkçılık ve ırk ayrımcılığı projesinin nereye gittiğini tümüyle değerlendirmemiz gerekiyor. Daha önceden, akademik
hukukçular ve küresel insan hakları çerçevesini oluşturmaya yardım
edebilecek insanlar ön saflardaydı. Bugün ise, farklı disiplinlerden gelen
düşünürler, aktivistler ve organizasyonlar da eşit paydaşlar olmalı. Kendinizi böyle görmelisiniz, bu konuda eşit paydaşlık talep etmeye devam
etmelisiniz.
Ayrıca, Avrupa Birliği Direktifleri de, ayrımcılığın hukuki olarak
etkili şekilde değerlendirilmesi için, ispat yükümlüğünün mümkün olduğunca paylaşılması ve gerektiği yerlerde de yer değiştirmesi gerektiğinden bahsetmektedir.
Son olarak, bu konuda küresel ölçekte bir araya gelmeliyiz. Örneğin, Düzgün ve Düzenli Göç İçin Küresel Sözleşme’ye tesir etmemiz gerekiyor; bu ülke, Sözleşme'nin geliştirilmesine büyük ölçüde katkı sunmakta. Bu ülke, benim ülkem ve diğerleri de Sürdürülebilir Kalkınma
hedeflerine de taraf olmayı seçti. Bu konuda ülkelerin açıkça ne yaptığını, bu Hedeflere tabi gönüllü değerlendirmeler sırasında sormalıyız.
Konferans organizatörlerini tekrar selamlıyorum. Kültürler, ülkeler
ve endişeler arası köprüler kurmaya devam etmeliyiz ki, hep birlikte
bazı insanların hayatlarını emniyetsiz hale getiren ya da hayatlarını ellerinden alan bu ayrımcılığı ortadan kaldırabilelim.
Teşekkürler.
24