Dönüşen Kentlerin Dönüşmeyen Ayrımcılığı: İzmit Romanları Örneği
la okusa, onlar gibi olur. Ama diğerleri de çocukları Romanlarla
okusun istemiyor. Çocuğun terbiyesi bozulur diye istemiyor. Böyle olunca da olmuyor.” (Erkek, yaş 36, Serdar Mah., 30.09.2010)
İkinci ayrımcılık, eğitimde gösterilen başarı konusundadır. Damgalayıcı tutumla, Roman çocuklarının başarısına şüpheli yaklaşılır. Emek
verilerek hak edilmiş bir başarı teslimiyeti kimi örneklerde yerini kopyacı damgasına bırakmaktadır.
Eğitimdeki üçüncü ayrımcılık yine bir damgalama sonucu oluşur.
Sınıf içinde herhangi bir eşyanın kaybolması durumunda sınıf içi arama
ve soruşturma yapılmadan ilk suçlanan Roman çocuklarıdır:
“…Okula giden çocuklarımız… Sınıfın en arkasına atılmış, doğru dürüst eğitim alamıyor. Okulda bir şey kaybolsa, bir kalem
kaybolsa bizim Roman çocuklarından biliniyor. Hepsi, öğretmen
dahil. Aslında başka birisi yapmıştır o işi.” (Kadın, yaş 33, 28
Haziran Mah., 06.10.2010)
Tüm bu ayrımcılık türleri eğitim yaşamında başarısız olma, eğitimden
soğuma ve sonuçta da eğitimi yarıda bırakma ile sonuçlanmaktadır. Eğitimi terk etme, yarıda bırakma nedenlerinden bir diğeri gelir yetersizliğidir. Ailenin çocuğunu okula gönderecek durumda olmaması nedeniyle
ya da evdeki her çalışan bireyin hane halkı gelirini artıracağı düşüncesiyle çocuklar eğitimlerini tamamlayamadan okuldan alınmakta ve marjinal işlerde çalışmaya yönlendirilmektedir.
Serdar Mahallesi’ndeki ilköğretim okulu öğretmenlerinden biri ile
yapılan görüşmede, Roman öğrencilerin özellikle salı ve perşembe günleri kurulan pazarlarda ailelerine yardım etmek için okula gelmedikleri
öğrenilmiştir. Devamsızlık sayıları çok yüksek olan bu öğrencileri, okul
yönetimi bir nevi görmezden gelmektedir. Öğrencilerin büyük çoğunluğu ailelerinden okulda başarılı olmaları için destek almamaktadır. Okul
çağındaki gençlerin önemli bir çoğunluğu ortaokuldan sonra okumayı
düşünmemektedir. Bu düşünceleri derslere olan ilgilerini olumsuz etkilemektedir.
65