SEÇMELİ DİN DERSLERİ VE KİTAPL ARI HAKKINDA iNSAN HAKL ARI TEMELLi BiR DEĞERLENDiRME Bu bölümde ayrıca şöyle denilmektedir: ““...Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüş...” gibi sayılmıştır. Dolayısıyla İslam’da insanların canları dokunulmazdır. İnsan hayatına yönelik her türlü tehdit, tehlike ve zarar verici davranışlardan korunması esastır. Bu evrensel prensipin bir neticesi olarak İslam dininde kan davalarının sürdürülmesi, insanların kendi canlarına kıymaları (intihar) ve bile bile kendilerini tehlikeye atmaları caiz değildir.” Bu mesaj da yaşam hakkına saygı gösterilmesi gerektiğine dairdir ve uluslararası insan hakları hukukunun temel esaslarından birisidir. “İslam dininin üzerinde durduğu bir diğer dokunulmazlık, malın korunmasıdır… Dolayısıyla dinimize göre bireylerin helal yoldan kazandıkları malları kendilerine aittir ve başka kişilerce el konulmasına müsaade edilemez.” Bu ifadeler de AİHS’nin 1. Protokolünde belirtilen mülkiyet hakkıyla uyumludur. “İnsanların dokunulmazlıkları kapsamında yer alan hususlardan bir diğeri, aklın korunmasıdır. İslam dini akla hitap eden ve dini sorumluluğun ilk şartı olarak aklı kabul eden bir dindir. Bu yüzden İslam dini akıl sağlığının korunmasını emretmiş, akıl sağlığını tehlikeye sokacak zararlı maddelerin kullanımını ve doğru düşünmeyi engelleyen kötü alışkanlıkları yasaklamıştır (Maide suresi, 91. ayet).” Bu ayet de insan onuru ve bununla ilintili özel yaşam hakkının güvence altına alınması anlamında önemlidir. Din ve inanç özgürlüğüyle ilgili de şu mesajlar verilmiştir: “İnsanların dini inançlarının korunması toplumsal hayatın ayrılmaz zorunluluklarındandır. Din, hayat düzeni olarak insanların bir arada ve mutlu yaşamalarının garantisidir. Bu anlamda dinin korunması önemlidir. Dinin korunması ise dini doğru öğrenmek ve yaşamak ile olur. İslam dininde herhangi bir inancın kabul edilmesi için zorlama yoktur. İslam’ın evrensel mesajlarını yaşayarak gösteren Hz. Muhammed (s.a.v.) farklı inançlara saygının en ulvi örneğini Mekke’nin fethi sırasında göstermiştir. Peygamberimiz, Mekkelilere ‘Size nasıl davranmamı bekliyorsunuz?’ diye sordu. Onlar: ‘Senden iyilik bekliyoruz! Sen, kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oğlusun!’ diye cevap vermişlerdir. Bunun üzerine Resulullah: ‘Haydi, gidin! Artık serbestsiniz’ (İbn Hişâm, Sîret, C 2, s. 398-412) buyurarak onları İslam dinine inanmaya zorlamamıştır. Yine Medine’de yaşayan Yahudilere kendi inançlarına göre yaşama hakkı vermiştir. Hatta Yahudiler, kendi aralarındaki bir problemin çözümü için geldiklerinde, kendilerinin hukuk kurallarına göre karar vermiştir. Dolayısıyla İslam, kişinin dinini seçmesi, yaşaması ve korunmasını çağlar öncesinden evrensel kurallarla teminat altına almıştır. Ancak unutulmamalıdır ki Mekke’nin fethinde müşrikler, İslam’ın egemenliğini kabul ettikleri için bu hakkı elde etmişlerdir.” Evlilik dışı ilişkiler İslam tarafından günah olarak nitelendirilmiştir ve evlilik sadece kadın ve erkek arasında olan bir ilişki olarak görülmektedir. Bu da haliyle uluslararası insan hakları hukukunda da kabul edildiği gibi “sivil partnerlik” veya “evlenmeme hakkı” ile uyumlu değildir. Nitekim bu kitapta evlilikle ilgili şunlar belirtilmiştir: “İslam dininin korunması konusunda üzerinde en fazla durduğu konulardan biri de neslin korunmasıdır. Bu da ancak namusun korunması ve aile kurumunun ayakta tutulması ile mümkündür. Neslin korunmasını temin etmek için İslam dini gayrimeşru ilişkileri 217 218 219 220 217 218 219 220 62 A.g.k., s. 50. A.g.k., s. 51. A.g.k., s. 51. A.g.k., s. 51.

Select target paragraph3