DEVLET OKULLARINDA DİNLER VE İNANÇLAR HAKKINDA ÖĞRETİME İLİŞKİN TOLEDO KILAVUZ İLKELERİ Yukarıdaki belgeler ve tavsiyeler, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında toplumların ve bireylerin proaktif olmaya dair yurttaş sorumluluğunu ele almaktadır. Bu ilkeleri ve standartları gerçeğe dönüştürmek her düzeydeki ve her yerdeki eğitimcilerin görevidir. B. Müfredat Hazırlama İçin Kılavuz İlkeler Dinler ve inançlar hakkında öğretim; duyarlı, dengeli, kapsayıcı, dogmatik olmayan, tarafsız ve din veya inanç özgürlüğü ile ilgili insan hakları ilkelerine dayalı olmalıdır. Bu, din veya inanç özgürlüğü ile ilgili hususların, dinler ve inançlar hakkında öğretim için geliştirilmiş tüm müfredatı kapsaması gerektiğini gösterir. Müfredatın geçerli profesyonel standartlara uygun olması beklenir48. Bu, diğer hususların yanı sıra, müfredatta yer alan bilgilerin mantığa dayalı, doğru, önyargısız ve güncel olması ve karmaşık konuları aşırı basitleştirmediği anlamına gelir. Ayrıca müfredatın, yaşa uygun olduğunu, dolayısıyla öğrenciler için erişilebilir olduğunu da gösterir. Buna ek olarak, böyle bir müfredat mümkün olduğu kadar kapsamlı olmalı ve din ve inanç konuları ile ilgili önemli tarihi ve güncel gelişmelere özel dikkat göstermelidir. Toplumlar durağan değildir ve tüm topluluklar değişikliğe uğrar. Göç, çevresel bozulma, diğer kültürlerle temaslar, kutsal metinlerin yeni yorumları, bilimsel gelişmelerin yanı sıra savaşlar ve çatışmalar gibi süreçler nedeniyle geniş kapsamlı değişiklikler meydana gelebilir. Bu küresel ve yerel süreçler, dinlerin ve inançların, devletler ve yerel topluluklar içinde kendilerini ifade biçimi üzerinde etkilidir. Bireyler ve topluluklar genellikle (örneğin, zulme hedef olup olmadıklarına veya baskın dili konuşup konuşmadıklarına veya baskın inanç sistemine bağlı olup olmadıklarına bağlı olarak) tarihe ve çağdaş topluma farklı bir şekilde bakarlar ve bu da, çeşitli görüşlere ve bakış açılarına yol açar. Bu nedenle, müfredat gerçekliğin farklı yorumlarına karşı duyarlı olmalıdır. Bu, eğitimde genellikle çok perspektiflilik ilkesi olarak adlandırılır49. Müfredatta, başkalarına karşı hoşgörü, saygı ve özenin önemini pekiştiren çeşitli din ve inanç geleneklerinden alınan kaynaklara atıf yapmak yararlı olabilir. Bu, farklı inanç grupları arasında bir anlayış ve saygı köprüsü inşa edilmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, inananlara, başkalarının haklarına saygı duymaları için bütünüyle seküler akıl yürütme tarzlarından daha ikna edici olabilecek tamamlayıcı gerekçeler de sağlayabilir. Müfredat, okullarda ve hizmet ettikleri topluluklarda bulunan dini ve seküler çoğunluğun farklı yerel tezahürlerine duyarlı olmalıdır. Bu tür duyarlılıklar, özellikle farklı dinlerin ve felsefelerin adil ve dengeli olarak kapsanması ile ilgili olarak, öğrenciler, veliler ve eğitim alanındaki diğer paydaşların kaygılarını gidermeye yardımcı olacaktır. Dışlanmış hisseden öğrencilerin kendilerine saygıları ve aidiyet duyguları üzerindeki olumsuz etki gayet iyi belgelenmiştir. Kendi (dini) inançlarına okulda ve okul müfredatında saygı duyulmadığını hisseden ebeveynler, çocuklarının gittiği okullarda ger48 "Profesyonel", çeşitli bağlamlarda farklı anlamlara sahiptir. Örneğin, dinler ve inançlar hakkında öğretim konusunda akademik ve bilimsel araştırma ve yayın alanı oldukça gelişmiş bir alandır. İngiliz Din Eğitimi Dergisi bu tür bilimsel dergilere bir örnektir, https://www.tandfonline.com/toc/cbre20/current adresinden ulaşılabilir. 49 Bakınız; César Bîrzéa, "Sosyal içerme için hayat boyu öğrenme", Avrupa Eğitim Bakanları 22. Daimi Konferansında sunulan makale, İstanbul, 04-05 Mayıs 2007, a.g.e. not 19. 34

Select target paragraph3