hakiki ve etkili bir şekilde saygı gösterilmesinin Devlet’in sadece müdahale etmeme görevine indirgenemeyeceğini’ tespit etmiştir; AİHM’e göre, ‘rahatsızlık verdiklerinde veya
desteklenmesini istedikleri hukuki görüşlere karşı olan kişileri rencide ettiklerinde dahi, bir
örgütün veya siyasi partinin uygun şekilde işleyişini güvence altına almak kamu otoritelerinin yükümlülüğüdür’. Ayrıca, ILO’nun Örgütlenme Özgürlüğü Komitesi de, işveren ve
işçilerin menfaatlerini etkileyen mevzuatın hazırlanması ve uygulanması sırasında işçi ve
işveren örgütleriyle istişarede bulunmanın değerini vurgulamıştır.
22. Bu nedenle, örgütlerle ilgili yasal hükümlerin iyi hazırlanması gerekmektedir.
Hükümler, açık, kesin ve tayin edilmesi mümkün olmalıdır. Ayrıca, ilgili tüm tarafların mevzuatın içeriğine bağlı olmaları için geniş kapsamlı, içermeci ve katılımcı bir
süreçle kabul edilmesi gerekmektedir. Ek olarak, mevzuatın örgütlerin ihtiyaçlarını
karşılamaya devam etmesini sağlamak için düzenli olarak gözden geçirilmeleri gerekir; yine, örgütlerin faaliyet gösterdikleri sürekli değişen ortamı –yeni teknolojilerin
gelişmesi ve kullanılması sonucunda değişen ortam da dâhil olmak üzere– vakitlice
yansıtmak için mevzuatta uyarlama yapılmalıdır.
23. Örgütlenme özgürlüğü hakkının uygulamada teorik veya asılsız olması yerine
pratik ve etkili olabilmesini sağlamak için örgütlerle ilgili yasal hükümler, bu hakkın
etkili bir şekilde kullanılması gözetilerek yorumlanmalı ve uygulanmalıdır.
24. Bunun ötesinde, uluslararası standartlar bu hakka getirilen kısıtlamalara ancak katı
bir şekilde sınırlanmış koşullarda izin verilebileceğini kabul etmektedir. UMSHS’nin
22. Maddesi kısıtlamalara ancak ‘kanunlarda öngörülmüş, demokratik bir toplumda gerekli, ulusal güvenlik ya da kamu güvenliği, kamu düzeni bakımından ve kamu sağlığının,
genel ahlakın korunması ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması adına’ izin
verilebileceğini ifade etmektedir. Benzer şekilde AİHS’in 11. Maddesine göre; ‘Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin,
kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli
olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz.’ Bu standartlar aynı zamanda, kısıtlama
çerçevesinin en az müdahaleci olan yöntemlerle belirlenmesi anlamına gelen bir orantılılık testi de içerir. Ayrıca, kısıtlamalar asla hakkı ortadan kaldırmamalı veya hakkı
özünden mahrum bırakmamalıdır. Bu Rehber İlkeler kısıtlamaların uygulanabileceği
sınırlı durumların daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
25. Son olarak, örgütlerin faaliyetlerinin kısıtlanmasına yönelik hükümler de dâhil olmak üzere, örgütlerle ilgili hükümlerin yorumlanması ve uygulanması bir mahkemenin
veya başka bir bağımsız ve tarafsız organın yargı denetimine açık olmalıdır.
1998 yılında Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Tunceli'yi gezmek ve yöre halkının sorunlarını dinlemek için yapmayı planladıkları Tunceli ziyareti OHAL bölge
valisi tarafından alınan karar ile engellenmesi üzerine AİHM'e başvuruda bulunulmuştur. 2005 yılında verilen kararda (Yeşilgöz-Türkiye kararı) AİHM, yapılan engellemeyi AİHS'in 11 maddesi bakımından şu şekilde bir değerlendirmiştir: "[...] bir yandan
kamu güvenliğini korumayı ve suçun önlenmesini gerektiren genel çıkarla diğer yandan
başvuranın sendika kurma özgürlüğü arasında adil bir denge gözetilmemiştir. Böylesi
yasaklama tedbirleri "zorunlu sosyal gereklilik" ilkesinin bir gereği olarak değerlendirilemez ve dolayısıyla AİHM'in 11. maddesi uyarınca demokratik bir toplumda bu tedbirlerin alınmasının bir gereği bulunmamaktaydı. Bu nedenle bu madde ihlal edilmiştir."
17