Ulusal Azınlıkların Seçim Süreçlerine Katılımını Teşvik Etme ve İzleme üzerine El Kitabı
Kısıtlamalara sadece uluslararası hukukta meşru görülen bir amacı gözetiyorsa izin verilebilir ve bu kısıtlamalar dayandıkları meşru ihtiyaçlarla orantılı olmalıdır. Dolayısıyla
buna benzer bir kısıtlama insan hakları standartlarını ihlal etmeyecek şekilde dikkatlice
yorumlanmalı ve uygulanmalı ve özellikle ulusal azınlıkların kamusal hayata eşit katılımları üzerine olumsuz bir etki yapmamalıdır. Özgürlüklere ulusal güvenlik temelinde yapılan kısıtlamalar; geçerli ve orantısal olduklarından ve uluslararası standartlara uyumlarından emin olmak üzere katı değerlendirmelere tabi tutulmalıdır.
Bir bireyin seçme ve seçilme haklarına kısıtlama getirildiğinde o kişi, kısıtlamanın meşruluğunu ve uluslararası standartlarla uyumluluğunu belirlemek üzere hem ulusal hem de
uluslararası düzeyde bağımsız ve etkili yasal çözüme erişebilmelidir.
B. Siyasi ve Medeni Haklar
1.Seçme Hakkı
Kopenhag Belgesi Paragraf 7.3’ün belirttiği üzere AGİT taraf Devletleri “yetişkin vatandaşlarının evrensel ve eşit oy hakkını garantilemelidir”. Paragraf 7.4’e göre ise
devletler “oyların gizli oy veya benzeri özgür seçim prosedürüne dayanarak kullanılmasını sağlamalıdır”. Bu taahhütler gerçekten demokratik bir seçimin temelidir
ve ulusal azınlıkları politik baskılara maruz bırakabilen toplumdaki hassas konumları dikkate alındığında onlar için anahtar önemdedir. AGİT taraf Devletleri ulusal
azınlık mensubu seçmenlerin evrensel ve eşit oy hakkından yararlanabilmeleri ve bu
seçmenlerin gizli oy kullanma haklarına saygı gösterilmesi için tüm gereken adımları
atmalıdır.
Kopenhag Belgesi’nin 34. paragrafı AGİT taraf Devletlerinin “ulusal azınlık mensubu
kişilerin ilgili Devletin resmi dil veya dillerini öğrenme ihtiyacından farklı olarak, kendi anadillerinde eğitim görebilmeleri veya anadillerini öğrenmeleri için uygun olanakları sağlamak, aynı zamanda olabildiği ve gerekli hallerde, ulusal yasalara uygun olarak
kamu yetkilileri karşısında kendi anadillerini kullanabilmelerine olanak tanımak konusunda gayret göstereceğini” taahhüt eder. Örneğin taraf Devletler, ulusal azınlık mensubu vatandaşlarının belirgin güçlüklerin -örneğin dil bariyeri- üstesinden gelmelerine
destek için, azınlıkların yaşadıkları bölgelerde azınlık dillerinde oy kullanma üzerine
kolaylıkla erişilebilir bilgi ve materyaller sağlamak gibi hedef odaklı tedbirler almayı
düşünebilir37.
Devletler genelde ulusal seçimlerinde vatandaşlarının oy kullanma haklarını sınırlandırır, bu yaklaşım vatandaşlık ve seçim yasaları aşırı kısıtlayıcıysa bir insan hakları
problemi teşkil edebilir. Özellikle, nüfusunun büyük bir kesimi ulusal azınlık mensupları da dâhil olmak üzere vatandaş olmayanları da içeren devletlerde, bu durum
gerilimlere neden olabilir. Orantısız kısıtlamalar farklı şekillerde ortaya çıkabilir, örneğin etnik grup mensuplarının vatandaşlığa geçmesini idari olarak zor veya ekonomik olarak külfetli hale getirebilirler. Vatandaşlık şartı parlamento seçimlerine ilişkin
uygulanabilirken, taraf Devletler ulusal azınlık mensubu vatandaş olmayan kişilere
37 Genel Yorum 25’in belirttiği üzere “[…]oy kullanma yetkisi olan kişilerin haklarını etkin şekilde kullanmalarına
mani olan okuryazar olmama, dil bariyerleri, yoksulluk ve haraket özgürlüğüne engeller gibi spesifik zorlukları
aşmak üzere pozitif tedbirler alınmalıdır. Oy kullanmaya dair bilgi vemateryaller azınlık dillerinde de erişilebilir
olmalıdır. Spesifik metotlar, örneğin fotoğraflar ve semboller, okuma yazma bilmeyen seçmenlerin tercihlerini dayandıracakları yeterli bilgiye erişimlerini sağlamak üzere sağlanmalıdır”, paragraf 12. Ayrıca bakınız: Etkin Katılım
Üzerine Yorum, paragraf 17, ve Ljubljana Rehber İlkeleri, İlkelere açıklayıcı not 27.
18