Günümüz Yeni Irkçılığını Anlamak:
Güncel Örnekleriyle Türkiye Medyasında
Yeni Irkçı Söylemler
Doç. Dr. Hatice Çoban Keneş
1950’lerden itibaren ırkçılık ulusal ve uluslararası yasaların konusu haline geldi. Resmi düzlemde sınıf, ırk, etnik köken ve cinsiyete dair ayrımcı
politikalar yasaklandı. Herkes kendi ulus devletinde aynı vatandaşlık
haklarına sahiptir ve bu haklar anayasal teminat altındadır. Diğer bir
söyleyişle, ulus devletlerin anayasalarında belli bir etnik kimliğin, dini
kimliğin, cinsiyet kimliğinin vb. ikincil olduğuna dair bir yasa bulunmamaktadır. Hukuken ırk ayrımcılığını haklı gösterecek bir yasanın da
var olabilmesi artık mümkün görünmemektedir. Bugün artık “biz”den
olmayana karşı düşmanlığa ve açık hoşgörüsüzlüğe karşı geliştirilen
kurallar sonucunda, etik ve yasal anlamda yasaklanmış olan ırkçılık ve
ayrımcılık devletin ve toplumun başat kimliği olarak görülmemektedir.
Yaratılan bu görüntünün dışında devam eden ayrımcılık ve dışlamalar
ise münferit olarak yorumlanıp sistemin ve devlet-toplum yapısının sorunu olarak değil, bireysel bir yanlış olarak ele alınmaktadır. Başka bir
açıdan söylenirse, ayrımcı söylemlerin temelindeki “kurumsal veya yapısal” ırkçılık inkâr edilmektedir.
Öte yandan cinsiyete, sınıfa, ırka, etnik kökene vb. dayanan, genel
anlamda yaygın ayrımcılık pratikleri, evrensel insan hakları bağlamında
49