IRKÇILIK VE AYRIMCILIK
Örneğin; iş kıyafeti konusunda belirlenen kurallar, başörtüsü veya peçe
takmak isteyen Müslüman kadınlara karşı ayrımcılığa yol açabilir. Bir iş
tanımı, bu işe başvurmak için Türkçe eğitim almanız veya on yıldır Türkiye’de yaşamak zorunda olduğunuz gerektiğini söylüyorsa, bu; yeni gelen
göçmenlere yönelik ayrımcılık yapılabileceği anlamına gelebilir ve dolaylı
bir ayrımcılık biçimidir. Bununla birlikte, dünyadaki tüm ayrımcılık karşıtı
yasalar şimdiye kadar yalnızca münferit ayrımcılık olaylarına odaklanarak
sınırlandırılmıştır; yani bireylere, belki bazı durumlarda bir gruba yönelik
ayrımcılıkla fakat her zaman münferit ayrımcılık olaylarıyla ilgilidir.
Tam olarak bunun neden bir sınırlama olduğuna döneceğim: Evrensel insan hakları hukukunun mağdur olmadığı bir sınırlama. Evrensel insan hakları hukuku iki temel ilkeye dayanmaktadır: insan onuru ve eşitlik
veya ayrımcılık yasağı. Bu iki ilke 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1. ve 2. maddelerinde ifade edilmektedir. Madde 1, “Bütün
insanlar özgür doğar ve onur ve haklar bakımından eşittir. Akıl ve vicdana
sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhu içinde hareket etmelidirler”
der. Burada insan onuru ilkesini ve toplumun insan onuruna saygı ilkesine dayalı olması gerektiğini ifade ettik. Madde 2 şöyledir: “Herkes ırk, ten
rengi, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer görüşler, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğum veya başka bir durum gibi hiçbir ayrım gözetmeksizin bu bildirgede belirtilen tüm hak ve özgürlüklere sahiptir.” Bu ikisi,
yani insan onurunun eşitliği ve ayrımcılık yasağı ilkesi hakların eşitliğini
içerir. Bunlar tüm evrensel insan hakları maddelerinin bir parçası olan iki
temel evrensel insan hakları ilkesidir. Bir diğer deyişle, tüm evrensel insan
hakları maddeleri bu iki ilkeye dayanmaktadır.
Evrensel insan hakları hukuku, dünya genelindeki ulusal ayrımcılıkla
mücadele hukukundan farklıdır. Münferit ırk ayrımcılığı olaylarında olduğu gibi ırkçılığın yapısal / sistemik biçimlerine karşı koruma sağlar. Örneğin, 1965 tarihli, dünyanın ırkçılığa karşı en kapsamlı yasal aracı olan
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme (IAOKİS) için bu doğrudur. Ulusal ayrımcılık yasağı kapsamına
giren ırkçılık olaylarında, ırkçılıktan sorumlu bireysel aktörler, kişiler, şirketler, kurumlar, kuruluşlar tarafından suç işlemektedir. Ancak, evrensel
insan hakları hukukunda, ülkelerindeki ırkçılıktan nihai olarak sorumlu olanlar devletlerdir. Mesela, Türkiye’deki ırkçılıktan Türk devleti so31