II. ULUSLARARASI AYRIMCILIK KONFERANSI
leksif, fragmanter olduğu ve ırkçılığın ideolojisine katılmasalar bile her
kesimden insanın onun dilinde ortaklaşabildiği görülmektedir. Nitekim
yukarıda verilen örneklerde de görüldüğü gibi deprem gibi bir doğa olayının üzerinden bile bir kentin tüm insanlarına yönelen ırkçılığın nasıl
üretilebildiği çarpıcı bir gerçektir. Ya da farklı ideolojilere sahip olsak
bile hep beraber Suriye’den Türkiye’ye sığınan savaş mağduru insanlara
yönelik ırkçı söylemleri üretip dolaşıma sokabilmekte ve linç girişimlerine ortak olabilmekteyiz. Bu açıdan günümüz ırkçılığının deşifre edilebilmesi, ifşa edilebilmesi için üretilme biçimlerinin ve yeni özelliklerinin de iyi bilinmesi gerektiği açıktır. Bu aynı zamanda onunla mücadele
edebilmek için de gereklidir. Nitekim ilk kez İzmir depremi sonrasında
sosyal medyada ırkçı söylemlerde bulunduğu tespit edilen bazı kişilerin
gözaltına alınıp haklarında işlem yapılması6 önemli bir adım olarak da
görülebilir. Bu elbette neyin ifade özgürlüğü neyin yeni ırkçı söylem
olduğu konusundaki ayrımı yapabilmekle, ırkçılığı görebilmekle, yetkilileri ırkçılık üretenleri engellemeleri konusunda kamusal olarak baskılayabilmekle de yakından ilişkilidir. Bu açıdan ırkçı söylemlere karşı
farkındalık yaratmak, çalışmalara devam etmek ve örneğin, Hrant Dink
Vakfı’nın yaptığı gibi medyadaki ırkçı söylemleri düzenli olarak tespit
edip deşifre etmek gibi konularda daha çok çaba harcanması gerektiği
gerçeğini bir sorumluluk olarak da önümüze koymaktadır.
Kaynaklar
Aydınkaya, Fırat (2008). Yeni Faşizmin Kökenleri: Ebedi Dönüş. İstanbul:
Belge Yayınları.
Back, L. ve J. Solomos (2001). Theories of Race and Racism. New York:
Routledge.
Balibar E. ve Wallerstein I. (2000). Irk Ulus Sınıf. (Çev. Nazlı Ökten). İstanbul: Metis Yayınları.
6 Bkz.
https://tr.sputniknews.com/turkiye/202010311043128237-izmir-depremiyle-ilgili-paylasimlari-nedeniyle-10-kisi-gozaltina-alindi-2-kisi-tutuklandi/
60