İç Hukukta İdare Yetkisinin Değerlendirilmesi likler tarafından alınmış ve bu dönemde yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerine hukuka aykırı oldukları gerekçesi ile müdahale edilmiştir. OHAL dönemi idarenin yetkisinin oldukça genişletildiği, dolayısıyla gereklilik arz etmese dahi keyfi tedbirlerin alınabildiği kendine has bir dönemdir. Ancak unutmamak gerekir ki temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin Anayasa’nın 15. Maddesi bu sınırlandırmaların “milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmeden” ve “durumun gerektirdiği ölçüde” yapılması hususunda idareyi kısıtlamaktadır. Haliyle OHAL süreci gerekçe gösterilerek her türlü temel hak ve hürriyetin hakkın özüne dokunacak şekilde ölçülülük ilkesine uyulmaksızın kısıtlanması Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir. Sonuç Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ifade hürriyetinin vazgeçilmez bir unsurudur. Demokratik toplum yapısının oluşması için devletleri hakkın özüne müdahale etmemesi ve hakkın kullanılması için gerekli pozitif yükümlülüklerin yerine getirmesi gerekmektedir. Her ne kadar 1982 Anayasası’nda 2001 yılında yapılan değişiklikle toplantı ve gösteri yürüyüşüne ilişkin hakkın kullanımı daha demokratik bir yapıya büründürülmüş olsa da 12 Eylül askeri darbesi sonrası Türkiye’nin koşullarında yürürlüğe konulmuş olan 1983 tarihli 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası hakkın kullanımına ilişkin geniş kısıtlamalar getirmekte ve Anayasal esaslara aykırılık teşkil etmektedir. Bu bağlamda 2911 sayılı yasanın kendisi adeta hakkın özüne dokunmaktadır. 2911 sayılı yasaya dayanarak işlem tesis eden idarenin keyfiliği hem yerel mahkemelerce hem de AHİM tarafından verilen kararlar yanında Kamu Başdenetçiliği tarafından da tespit edilmiştir. Ayrıca 4 Nisan 2015 tarihinde kamuoyunda “iç güvenlik yasası olarak” bilinen 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmesi idarenin yetkilerini genişletip pekiştirmiştir. Bu koşullar altında kişilerin Anayasal güvence altına alınmış olsalar dahi temel hak ve hürriyetlerini kullanabilmeleri mümkün görünmemekte bu da hukuk devletine olan inancı temelinden sarsmaktadır. 35

Select target paragraph3