Toplantı ve Gösteri Hakkı İzleme Raporu
tına almaktadır. Toplantının barışçıl niteliğinin belirlenmesinde ise yasal izin alınıp alınmadığı, yasal gösteri mekanlarında yapılıp yapılmadığını değil; şiddet veya şiddet çağrısı
içerip içermediği belirleyici kriter olarak kabul edilmektedir.
Sözleşmelerdeki koruma, barışçıl olmak kaydıyla gösterilerde toplumun çoğunluğunu, hükümeti ya da kamu yetkililerini rahatsız edici ifadeler kullanıldığı, ayrılıkçı düşüncelerin savunulduğu durumları da kapsamaktadır. Birey ve gruplar yanında, kayıt dışı
oluşumlar ve tüzel kişiliklerin de düzenleyecekleri barışçıl gösteriler güvence altına alınmaktadır.
Son olarak sözleşmeler devletlerin barışçıl gösterileri kolaylaştırma ve koruma yükümlülüğüne vurgu yapmaktadır.
Türkiye’de Durum
Barışçıl toplantı ve gösteri hakkına getirilen yasal sınırlamalar ve gösterilere müdahalelerdeki orantısızlık uzun yıllardır tartışma konusudur. 1983 tarihli 2911 sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüşleri Kanunu (TGYK)’nda 1998, 2002, 2003, 2008, 2010, 2014 ve 2015 yıllarında kanunun toplam 21 maddesinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan 7 değişiklikten 4’ü
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile tam üyelik müzakerelerinin başladığı 2005 yılından
sonraki yıllarda yapılmasına rağmen uluslararası standartlara uyum sağlanamamıştır.
Mevzuatın AİHS ile uyumlu hale getirilmesi konusunda AB ilerleme raporlarında da
öneriler ve uygulamaya ilişkin eleştiriler yer almaktadır. 2014 Türkiye İlerleme Raporu’nda;
“Toplanma özgürlüğüne ilişkin olarak, Anayasa ile vatandaşlara, önceden izin almadan, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı tanınmaktadır fakat mevzuat ilgili makamlara geniş bir takdir yetkisi sağlamakta ve bu özgürlüğü, uygulamada önemli ölçüde
kısıtlamaktadır.”4
“Toplanma ve gösteri hakkına ve kolluk görevlilerinin toplumsal olaylara müdahalede
bulunmalarına ilişkin Türk mevzuatının ve bu mevzuatın uygulanmasının Avrupa standartları ile uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. Gösterilere katılanları dağıtmak için güç
kullanılmasında benimsenen temel kriter gösterinin barışçıl olmayan niteliğinden ziyade
kanuna aykırı olmasıdır; bu durum AİHM içtihadına uygun değildir.”5
AİHM, birçok davada Türkiye’nin sözleşmeyi ihlal ettiğine karar vermiştir. AİHM
tarafından 2007 tarihinde verilen Oya Ataman kararı sonrasında da benzer yeni ihlallerin
devam etmesi üzerine, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi sistemik sorunlar olması durumunda aldığı izleme altına alma mekanizmasını Türkiye için uygulama kararı almıştır.6
Türkiye hükümeti 2014 Mart ayında Bakanlar Kurulu kararı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı’nı kabul etmiştir. Kabul edilen
Eylem Planı’nda;
Şiddete Teşvik Amaçlı Olmayan ya da İçeriğinde Şiddet Unsuru Barındırmayan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerine Müdahale Edilmesi ve Yaptırım Uygulanmasının Önüne
Geçilmesi başlığı altında
• 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun AİHM içtihatlarında belirlenen standartlar doğrultusunda gözden geçirilmesi,
• Bildirimsiz ve barışçıl gösterilere müdahalelere ilişkin AİHM içtihatlarında belirlenen standartlar konusunda kolluk görevlileri arasında farkındalık arttırıcı hizmet içi
eğitimlere işlevsel şekilde devam edilmesi.
• Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacağına dair bildirim yapıldığında, kamu
düzenini bozacak bir suç işleneceğine dair açık, somut ve yakın bir tehlike bulunduğunun
4
5
6
8
2014 İlerleme Raporu
2014 İlerleme Raporu
Bakanlar Komitesi Oya Ataman Grubu davaları kararı (1179th meeting – 26 September 2013) https://wcd.coe.
int/ViewDoc.jsp?p=&Ref=DEL1179&Language=lanEnglish&Site=CM&Lang=en&direct=true