Sözleşme içtihadı hakkında rehber – Kitlesel protestolar
ifade özgürlüğünün önemine gereken saygıyı gözeten meşru amaçla orantılı olup olmadığını tespit etmekle
yetkili olan Mahkemenin denetimiyle bir arada gider (Steel ve Diğerleri / Birleşik Krallık, 1998, § 101).
125. Örneğin bir av partisinin silahlı bir üyesinin ateş açmasını fiziken engellemek için önünde protesto
amaçlı yürüyen başvurucu ile inşaat çalışmalarını protesto etmek için iş makinasının önünde duran
başvurucunun eylemleri ilgili olan Steel ve Diğerleri / Birleşik Krallık (1998) davasında Mahkeme, bu tarz
protesto faaliyetlerinin kamu düzeninin bozulması tehlikesi ve risklerini içerdiğini dikkate almış ve polisin
protestocuları gözaltı alma ve mahkemeye çıkarmak üzere tutuklama eylemlerinin ve protestocuların
şartlı tahliye edilmeyi reddetmeleri üzerine aldıkları hapis cezasının orantılı olduğuna karar vermiştir.
126. Buna karşılık Mariya Alekhina ve Diğerleri / Rusya (2018) davasında Mahkeme, başvurucuların bir
katedralin mihrabında feminist bir şarkı söyleme girişiminin ne şiddet unsuru içerdiği ne de inananlara
yönelik şiddet, nefret ya da hoşgörüsüzlüğü teşvik ettiği ya da savunduğu sonucuna varmıştır. Mahkeme,
yerel mahkemelerin cezai hükmü ve alışılmadık biçimde ağır iki yıllık hapis cezasını haklı göstermek için
uygun ve yeterli gerekçe ileri süremediklerini dikkate almış ve dolayısıyla yaptırımların gözetilen meşru
amaç ile orantılı olmadığına ve Sözleşmenin 10. Maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir.
127. İfadenin içeriğinin şiddet tonu barındırdığı davalarda Mahkeme, açık ve yakın bir tehlike belirtisinin
varlığını araştırmıştır. Gül ve Diğerleri/Türkiye (2010) davasında Mahkeme, yasal gösteriler esnasında
atılan ve iyi bilinen klişeleşmiş siyasi sloganların şiddete ya da başkaldırıya çağrı olarak
yorumlanamayacağını dikkate almıştır. Dolayısıyla, Mahkeme, bu tür sloganların atılmasının başvurucuya
yönelik uzun süreli kovuşturmayı haklı göstermeyeceğini tespit etmiştir.
128. Yılmaz ve Kılıç / Türkiye (2008) davasında, benzer şekilde bir gösteri esnasında şiddet çağrışımlı
sloganlar atılmıştı ancak bu sloganların başvurucular tarafından atıldığı tespit edilememişti. Mahkeme, her
ne kadar o dönem ülkede hüküm süren bilhassa gergin siyası iklimde kamu düzeninin sağlaması için ifade
özgürlüğüne yapılan müdahalenin hukuka uygun olduğu kararına varsa da başvurucuların dört yıl hapis
cezasına çarptırılmasını açıkça orantısız bulmuştur.
129. Feridun Yazar / Türkiye (2004) davasında Mahkeme, üç başvurucu için, siyasetçi sıfatlarıyla kendilerini
ifade ettikleri ancak şiddet kullanımını, silahlı direnişi ya da ayaklanmayı teşvik etmedikleri gözleminde
bulunmuştur. Bu nedenle, başvurucuların ifade özgürlüğüne haksız bir müdahale yapılmıştır. Son
başvurucu için Mahkeme, konuşmasında kullandığı ifadelerin başvurucunun ayrılıkçı amaçlar için güç
kullanımıyla ilgili pozisyonuna dair şüphe uyandırdığına dikkat çekmiştir. Dolayısıyla, para cezasının
“zorunlu bir toplumsal ihtiyacı” karşılayacağı makul sayılabilir. Bununla birlikte, Mahkeme verilen cezaların
niteliği ve ağırlığının gerçekleştirilmek istenen amaçla orantılı olmadığı sonucuna varmıştır.
130. Elvira Dmitriyeva / Rusya (2019) davasında başvurucu, yetkililer tarafından onaylanmamış bir
mekânda düzenlenecek bir etkinliğe katılım için sosyal medyada çağrı yapmıştır. Mahkeme halka açık
etkinlikler gerçekleştirilmesine ilişkin usullerin ihlal edilmesinin önemsiz olduğunu, kamu düzenini
bozmaya ya da suç işlenmesine yönelik herhangi bir risk oluşturmadığını ve kamu güvenliğine ya da
başkalarının haklarına zarar verme potansiyeline sahip olmadığını göz önünde bulundurarak,
başvurucunun mahkumiyetini Sözleşmedeki Madde 10 § 2 anlamında haklı bulmamıştır.
131. Siyasal ve sanatsal mahiyette bir ifade oluşturan heykellerin kamusal bir alana yerleştirilmesiyle ilgili
olan Mătăsaru / Moldova Cumhuriyeti (2019) davasında Mahkeme, başvurucuya uygulanan yaptırımın
farklı çıkarlar – yani başvurucunun İfade özgürlüğü hakkına karşı hakarete uğrayan kişilerin haysiyet hakkı
– arasındaki dengeyi yeniden kurmak için gerekli olanın ötesine geçip geçmediğine bakmıştır.
Değerlendirmesini yaparken Mahkeme, başkalarının üzerinde oluşabilecek, ifade özgürlüklerini
kullanırken cesaretlerini kırabilecek bir caydırıcı etki riskini de dikkate almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
23/43