Irk, Etnik Köken, Din veya İnanç
Temelinde Ayrımcılık
Ayrımcılık kavramı, günümüzde fiilen birçok şekilde karşımıza çıkabilir. Kültürel ve bölgesel olarak ayrımcılık temelleri farklılık göstermekle birlikte, Medeni ve Siyasal Haklar Komitesi, 18 No’lu Genel Yorumu’nda, yapılan ayrımcılığı şöyle tanımlar;
“ayırma, dışlama, kısıtlama veya ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal ya
da toplumsal köken, mülkiyet, doğum, siyasi veya diğer görüşlere dayalı olarak gerçekleştirilen ve bütün hak ve hürriyetlerin herkes tarafından tanınmasını ve kullanılmasını engelleyecek veya tanınmasını
ve kullanılmasını sınırlandıracak ayrımcılığı kast etmektedir.”
Ayrımcılık, uluslararası ve ulusal hukuk kapsamında yasaklanmış ve bu
kavram doğrudan ve dolaylı ayrımcılık olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Örneğin, bir bankanın, kişiye sadece dini inancı veya etnik kökeni sebebiyle kredi vermeyi reddetmesi, ‘doğrudan ayrımcılık’ durumudur.
Bir yasa veya düzenlemenin herkese eşit uygulanması, belli ırk, renk,
etnik köken, göçmen statüsü ve milliyete veya din ve inanca mensup
kişiler üzerinde haksız bir etki yaratıyorsa, bu tarz ayrımcılığa ‘dolaylı
ayrımcılık’ adı verilir.
Örneğin; zorunlu askerlik hizmetini dini inancı nedeniyle yapmayı
reddedenlerin yargılanması, ‘dolaylı ayrımcılık’ kapsamında değerlendirilmelidir.
2