TCK 122. Maddesi’nde ise “nefret ve ayrımcılık” suçu düzenlenmektedir. Bu maddeye göre “Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan
nefret nedeniyle;
a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın
satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
c) Bir kişinin işe alınmasını,
d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
TCK 122. Madde gereğince, ayrımcılığın nefret saikiyle işlenmesi ve
bunun ispatlanması gerekmektedir. Madde, nefret suçu haline getirilen ayrımcılığın tanımı daraltılmıştır. Yine 122. Maddede tüm ayrımcılık temellerine yer verilmemektedir. Bu nedenle etnik köken temelli
nefret suçları TCK Md. 122 kapsamında “nefret suçu” sayılmamaktadır.
Etnik köken temelli ayrımcılık, Türkiye’de hem pratikte hem de hukuki
olarak dar bir şekilde tanımlanmıştır ve hukuki olarak gelişmediği için
genel olarak problemli bir alandır.
Ayrımcılık ile etkin bir şekilde mücadele edilebilmesi için gerek yasalarda gerekse uluslararası sözleşmelerde yer alan hakların fiilen de
hayata geçirilmesi gereklidir. Bu kapsamda, hem ayrımcılığa uğrayan
kişilerin hem de destekçilerinin, yasal hakların kullanımı konusunda
ısrarcı olmaları gerekmektedir. Bunun en etkili yolu ayrımcılık yasağı
ile ilgili adli, idari ve uluslararası mekanizmalara başvuru yapılmasıdır.
Uğradığınızı düşündüğünüz hak ihlali veya ayrımcılıkla ilgili başvurabileceğiniz ulusal ve uluslararası düzeyde birçok şikâyet mekanizması
mevcuttur.
Kullanamadığınız hak
size ait değildir…
7