şüphelilere ve mağdurlara tercüman sağlanmasına dair bir hüküm bulunmamaktadır. İfade veya sorgusu alınan ya da savunma yapan işitme engelliler için tercümanlık hizmeti yeterince etkin değildir. Tercümanlık hizmeti veren uzmanların seçiminde belirlenmiş kriterler bulunmamaktadır. Mahkemelerce görevlendirilen işaret dili tercümanlarının mesleki anlamda yeterli olmadıkları işitme engelli bireyler tarafından sıkça dile getirilmektedir. Örneğin 2019 yılında İstanbul Adliyesi tarafından ilan edilen kriterler aşağıdaki gibidir: 4.Tercüman olmak istediği dil veya diller ile işaret diline ilişkin diploma, ruhsatname, sertifika gibi belgelerin aslı veya komisyonca onaylanmış örneği, (Onaysız belgelerin, aslı görülmek suretiyle Komisyonca onayı yapılacaktır.) böyle bir belgenin olmaması durumunda tercümanlık faaliyetini yerine getirecek derecede bildiği her dil için ayrı ayrı yazılı beyan... (EK-2). İlanda tercümanlar için diploma, sertifika gibi belgelerin olmaması durumunda “ben bu işi yapabilirim” yazılı beyanı yeterli kabul edilmiştir. Benzer durum davalarda görevlendirilen bilirkişiler için de geçerlidir. Bilirkişiler için de belirlenmiş kriterler bulunmamaktadır. Engelliler ile davalarda görev yapacak bilirkişilerin Sözleşme ya da engelli hakları konusunda bilgi sahibi olup olmadıkları dikkate alınmamaktadır. Engelli Bireylerin Hukuki Ehliyetleri: Engelli bireylerin fiil ehliyetinin kısıtlanmasına yol açan vasi atama işlemi, kötü niyetli kullanım durumlarında hak ihlallerine sebebiyet verebilmektedir. 4721 sayılı Medeni Kanun’un “İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu” başlıklı 409. maddesine göre, “akıl hastalığı” veya “akıl zayıflığı” sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hüküm gereğince hâkim karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir. Bu demektir ki, zihinsel engelli bireylere vasi atanmasında hâkimin öncelikli olarak sağlık kurulu raporunu esas alacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Kanunda hâkimin kısıtlanması talep edilen kişiyi dinlemesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Aileler yoğun olarak yaşanan istismar vakaları dolayısıyla her düzeydeki zihinsel engelli yakınları için vasi tayini talep etmektedir. Uygulamada %40 zihinsel engelli biri için de %90 zihinsel engelli bir birey için de vasi tayin edilmektedir. Ayrıca 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda hâkim ve savcı adaylarına ilişkin olarak, engellilerin yargı sistemi içerisinde tam anlamıyla var olmalarına engel bir düzenleme bulunmaktadır. Düzenlemeye göre engelli kişiler hâkim ve savcı olamamaktadır. Engelli kişiler kamu görevlileri tarafından uğratıldıkları ayrımcı tutumlara ilişkin yargısal yollara başvurduklarında, ilgili kamu görevlisine soruşturma açılması için valiliklerden izin alınması gerekmektedir. Valiliklerin yetkisinde olan izin mekanizması çoğunlukla kamu görevlisini korumak için kullanılmaktadır. Soruşturma için izin verilmemesi engellilerin adalete erişimi önünde önemli bir bariyer olarak yer almaktadır. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un soruşturmayı izne bağlaması kimi 14

Select target paragraph3