TÜRKİYE’DE ZORUNLU DİN EĞİTİMİ - DİN KÜLTÜRÜ AHLAK BİLGİSİ DERSİ VE KİTAPLARI HAKKINDA İNSAN HAKLARI TEMELLİ BİR DEĞERLENDİRME
6. Sonuç ve Öneriler
Din eğitimi birçok toplum için olduğu gibi, Türkiye için de hassasiyetlerin bu konuyla
ilgili politika çözümlerine yaklaşımlar üzerinde etkili olduğu bir alan. Dinler hakkında
tarafsız ve nesnel eğitim ise din veya inançlar açısından giderek daha fazla çeşitliliği
içinde barındıran toplumlar için birbirini tanıma, herkesin din veya inanç özgürlüğüne
saygı gösterme ve barışın tesisi ve sürdürülebilmesi için vazgeçilmez fırsatlar sunuyor.
Uluslararası insan hakları hukukunun normatif talepleri, bir yandan devletler için din
eğitimi ve dinler hakkında eğitim alanında önemli yükümlülükler öngörüyor, bir yandan da tarihsel bağlam içinde kemikleşmiş sorunlar için çözümler ve fırsatlar sunuyor.
Türkiye’de din eğitimi alanı din veya inanç özgürlüğü alanında tarihsel olarak en fazla
kısıtlamaların bulunduğu ve devletin güçlü bir tek-ele sahip olduğu bir alan.166 DKAB
dersi, din eğitimi konusunda hassasiyetlerin, dinler hakkında bir ders olma çabalarının
dinin içinden öğretme refleksiyle sekteye uğramasının, uluslararası insan hakları hukuku gereklerinin ve devletin din eğitimi alanındaki güçlü rolünün merkezinde yer alıyor.
Devlet, ebevyenler ve din, inanç toplulukları ve inanmayanlar güçlü seslerle görüşlerini
ifade edebilirken çocuk ve haklarının çarpıcı bir şekilde göz ardı edildiği görülüyor.
Türkiye taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülükleri sebebiyle DKAB dersi alanına etki eden önemli hukuki yükümlülükler üstleniyor. Bunlar arasında bilhassa, çocuğun düşünce, din ve vicdan özgürlüğü, katılım hakkı
ve eğitim hakkı, ebeveynlerin din veya inanç özgürlüğü, eşitlik ve ayrımcılık yasağı
ve devletin tarafsızlık yükümlülüğü gereği öne çıkyor. Öte yandan, Türkiye’nin eğitim
hakkı ve azınlıkların korunmasına yönelik çekinceleri halen yürürlükte. Ulusal hukuki çerçeve, özellikle anayasal düzeyde çocuklar da dahil olmak üzere “herkesin din ve
vicdan özgürlüğü” hakkını korurken bir yandan da zorunlu DKAB dersini öngörüyor.
Yasalarda çocuğun din veya inanç özgürlüğünü açık ifadelerle koruyan bir hüküm bulunmuyor. Ebeveynler çocuğun din eğitimiyle ilgili karar verici olarak ön plana çıksa
da, bunun “sınırsız bir hak” olmadığı göz ardı ediliyor, oysa çocuk gelişen kapasitesi
ölçüsünde bu hakkı kendisi kullanır.
Öneriler
Türkiye uluslararası insan hakları sözleşmelerinde eğitim hakkı ve azınlıkların korunmasına ilişkin koymuş olduğu çekinceleri kaldırmalıdır.
Ulusal hukukta herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat özgürlüğü için anayasal koruma ulusal mevzuatta çocuğun düşünce, din ve vicdan özgürlüğünü açıkça tanıyan
bir hüküm ile güçlendirilmelidir.
Din kültürü ve din eğitimi politika ve uygulamaları insan hakları hukuku ve MEB’in
üst politika belgelerinde yer alan eğitim hedefleriyle uyumlu hale getirilmeli, verilerle izlenip değerlendirilmelidir.
166 Din veya inancını öğretim yoluyla açıklama hakkıyla ilgili ayrıntılı bir değerlendirme için bkz. Yıldırım, M., The Collective
Dimension of Freedom of Religion: The Case of Turkey, Routledge, 2017.
58