BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
Bireysel başvurularda gündeme gelen bir başka konu şikâyet usulünün yalnızca
mağdurlar değil, ayrımcı muameleyi bir şekilde öğrenen kurum tarafından resen başlatılıp başlatılamayacağıdır. Bu yönde bir yetkinin tanınması başvuru yapmaya çekinen
mağdurların mağduriyetinin kurum önüne gelmesini sağlayabilecektir. Özellikle cezaevleri, psikiyatri hastaneleri, mülteci kampları, yetimhaneler gibi insan hakları açısından
hassas kurumlar açısından özellikle önemli olduğu belirtilmektedir.89 TİHEK Kanunu
md. 9(1)(g)’ye göre Kurumun ayrımcılık yasağı ihlallerini resen incelemesi, araştırması,
karara bağlaması ve sonuçlarını takip etmesi mümkün kılınmıştır. Bu görevi md. 11(1)
(b)’ye göre resen başlatılan incelemeleri karara bağlama görevi TİHEK Kurulu’nundur.
Ancak md. 17(6)’ya göre ayrımcılık yasağı ihlallerine ilişkin resen yapılacak incelemeler
için mağdurun şahsen belirlenebilir olduğu durumlarda kendisinin veya kanuni temsilcisinin açık rızasının alınması şart koşulmuştur. Çocuğun yüksek yararının gerektirdiği
hâllerde rıza aranmamaktadır. Resen başlatılacak incelemelerde bu tür bir rızanın kural olarak aranması bazı durumlarda başvuru yapmaya çekinen mağdurların benzer bir
nedenle rıza vermemesi sonucunda incelemenin yapılamaması sonucunu doğurabilir.
Bu sebeple rızanın her durumda bir koşul olarak aranmaması daha yerinde bir çözüm
olarak gözükmektedir.
Bireysel başvuruların sayısının fazlalığı eşitlik kurumları açısından iş yükünün
artması ve çalışamaz hale gelmesi riski doğurabilmektedir. Böyle bir durumda yargı
organlarının ağır iş yükü altında kaldıkları zaman ortaya çıkan sorunlar aynı şekilde
ortaya çıkabilecektir. Örneğin başvuruların uzunca bir sürenin ardından çözüme bağlanması ayrımcılık mağdurlarının gözünde eşitlik kurumunun etkisiz bir organ olarak
algılanmasına yol açabilecektir. Başvuruların az sayıda olması veya eşitlik kurumunun
az sayıda başvuruyu kabul etmesi durumunda da aynı şekilde kurumun güvenilirliği
azalacaktır. Güvenin azaldığı noktada kuruma daha az başvuru gelmesi ve güvenilirliğinin daha da azalması söz konusu olabilecektir.
TİHEK’e 2018 ve 2019 yıllarında ayrımcılık yasağının ihlali iddiasıyla yapılan başvuru sayısı sırasıyla 371 ve 70’tir. Bu rakamların ülke nüfusu ve ayrımcılık vakalarının
yaygınlığı ile karşılaştırıldığında oldukça düşük olduğu görülmektedir.90 2020 yılının ilk
altı ayında yapılan başvuru sayısı ise 51 olmuştur.91 2018 yılında TİHEK’e yapılan 371
başvurunun 337 tanesi TİHEK Kanunu’nda yer verilen ayrımcılık temellerine dayanmadığı ve TİHEK Yönetmeliğinde yer verilen başvuru şartlarını taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurulardan üçü ilgisi nedeniyle başka kurumlara gönderilmiş, 31
başvuru hakkında ihlal incelemesi başlatılmıştır. İhlal incelenmesine alınan başvuruların sekizi hakkında kabul edilmezlik, 11’i hakkında incelenemezlik, ikisi hakkında ihlal
kararı, dokuzu hakkında ise ihlal olmadığı kararı verilmiştir. Ayrıca 2018 yılında Kurum
tarafından bir resen inceleme başlatılmış ve ihlal kararı verilmiştir. Kurum 2018 yılı
sonu itibariyle yedi başvurunun incelemesine devam edildiğini belirtmiştir.92 Görüldüğü
üzere Kuruma yapılan 371 başvurudan ihlal kararı verilen başvuru sayısı sadece üçtür.
2019 yılında Kuruma yapılan 70 başvurudan 28’i hakkında esastan inceleme başlatılmış ve bunlardan 18’i sonuçlanmış; sonuçlananlar arasında ihlal kararı verilen başvuru sayısı yine üç olmuştur. Esastan inceleme başlatılan dosyaların önemli bir kısmının
işyerinde yıldırma (mobbing) ile ilgili olduğu belirtilmiştir. Bunlar haricinde iki adet de
89
90
91
92
Kucsko-Stadlmayer, s. 21.
TİHEK, 2019 Yılı Faaliyet Raporu, s. 51.
TİHEK, 2020 Yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu, s. 8.
TİHEK, 2018 Yılı Faaliyet Raporu, s. 38-39.
42