BİR İNSAN HAKLARI KORUMA MEKANİZMASI OLARAK ULUSAL EŞİTLİK KURUMLARI: KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU VE TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURUMU ÖRNEĞİ
kabulü ve caydırıcı bir meblağ olması gerekir. Taranan KDK kararlarında idarenin hukuka veya hakkaniyete aykırı bir işlem ya da uygulaması nedeniyle doğrudan tazminata
hükmettiği bir karara rastlanmamıştır, oysa Kanundaki ifadeyle öneri tazminat ödenmesi tavsiyesini içerebilecek niteliktedir.
Buna karşılık, Kurumun engelliler söz konusu olduğunda talepleri yanlış biçimde
pozitif ayrımcılık olarak nitelediği veya engelliler söz konusu olduğunda kararlarında mağdurlaştırmanın gözlendiği durumlar olabilmektedir. Örneğin otizmli öğrenciye
verilen okul öncesi destek eğitiminin devletçe karşılanan kısmının artırılması talebine
ilişkin başvuruda isabetli biçimde çocuğun üstün yararı ilkesine atıfla otizmde erken
yaştaki destek eğitiminin ilerideki olumlu etkisi ve gerekliliği üzerine analizler yapılmış
ve sonrasında bunun pozitif ayrımcılık yapma yükümlülüğünün sonucu olduğu değerlendirmesiyle hakkaniyete aykırılık üzerinden tavsiye kararı vermiştir.21 Oysa, burada
pozitif ayrımcılık söz konusu olmayıp kişinin özgül durumuna göre bir düzenleme yapılması talebi vardır.
Bu tür kararlarda Kurumun özel önlem ve pozitif ayrımcılık kavramlarını eşanlamlı
kullandığı görülür. Geçici özel önlem ya da olumlu eylem gibi isimlerle de karşımıza
çıkan özel önlemler pozitif ayrımcılıktan daha geniş bir kavramdır.22 Pozitif ayrımcılık
daha yoğun bir müdahaleyi ve lehine fiili eşitliği sağlamak için diğerleri aleyhine bir
eşitsizlik yaratan bir durumu gerektirirken bütün özel önlemlerin bir eşitsizliğe yol açması gerekmeyecektir. Farklı durumları nedeniyle farklı muamele edilmesi gereği bir
pozitif ayrımcılık değildir. Engellilerin hak ve özgürlüklerinden eşit olarak yararlanmalarının önündeki engelleri kaldırmaya yönelik tedbirler pozitif ayrımcılık olmayıp
aksine eşitliğin bir gereğidir. Bu bakımdan, engelli başvurularının önemli bir kısmının
pozitif ayrımcılık değil, eşitlik talebini içerdiğini belirtmek gerekir.
Özel tedbir alınması yönündeki engelli başvurularına ilişkin bazı kararlarda yine
bir ayrımcılık tutumu olarak engellilerin mağdurlaştırılması anlamına gelecek veya ayrımcı ifadeler içeren değerlendirmeler yapıldığı da görülmektedir. Örneğin; yakın tarihli bir kararda şu ifadelere yer verilmiştir: “Engelli bireyler, toplum içerisinde vücut
fonksiyonlarından kaynaklanan sorunları sebebiyle sürekli sorunlarla karşılaşan özellikli
gruplar olarak tanımlanabilir. Günlük hayatın her anında normal bireyler için çok kolay
olan durumlar engelli bireyler için ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Ev, eğitim, çalışma ve
sosyal hayatın her alanında engelleri sebebiyle normal insanların gerisinde hayata başlayan engelliler için istihdam imkânlarından yararlanamaması ya da yetersiz yararlanması
sebebiyle ekonomik sıkıntıları da olabilmektedir.” (par. 14) Bu ifadelerde yer alan engelli
tanımı uluslararası veya ulusal mevzuata uygun olmadığı gibi hak temelli modelden
çok uzaktır. Diğer yandan “normal birey” ifadesinin kendisi de ayrımcıdır.23 Alıntının
yapıldığı bu karar Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin %40 üzerinde engelli olan ve geliri
brüt asgari ücretin altında olanlara su faturasında indirim yapılmasına ilişkindir. Başvurucu gelir şartının kaldırılmasını talep etmiş ve tavsiye kararı verilmiştir. Karara göre,
“…ilgili idare tarafından engellilik şartı yanında kendi içinde eşitliği bozacak şekilde aylık
geliri brüt asgari ücretin altında olan engellilerin yararlanması şartı getirilmesi engellilere
tanınan pozitif ayrımcılığın uygulanmasını zedelemektedir”. (Par. 18)24 Oysa, alınacak bu
21 Başvuru no. 2014/4634, 2.4.2015.
22 CEDAW Komitesi 5 no.lu genel yorumunda pozitif ayrımcılığı bir geçici önlem türü olarak ifade eder.
23 Söz konusu kararda başka kararlara göre engelli tanımındaki bu farklılığın bir nedeni de başvurunun mahalli idarelere ilişkin
başvuru sınıflandırmasıyla engelli haklarına bakan denetçiye gitmemiş olmasıdır.
24 Başvuru no. 2019/5273, 29.8.2019.
67