Sivil Toplum Örgütleri İçin Irk veya Etnik Kökene Dayalı Ayrımcılığın İzlenmesi Rehberi
IRK VEYA ETNİK KÖKENE DAYALI
AYRIMCILIĞIN İZLENMESİ
Genel Olarak Ayrımcılık Yasağı
Ayrımcılık yasağının ihlali,
bir kişinin bir özelliği ya da
bir toplumsal gruba mensup olması nedeniyle, bir
hakka erişiminin veya bir
özgürlüğünü kullanmasının engellenmesi ile oluşmaktadır.
Ayrımcılık kısaca, eşit durumda olduğu düşünülen kişilere, bir
hak veya yükümlülükle ilgili olarak, geçerli bir neden olmaksızın eşit muamele edilmemesi olarak tanımlanabilir. Ayrımcılık
yasağı kavramı ile sıklıkla gündeme gelen eşitlik ilkesi arasında
yakın bir ilişki mevcuttur. Ayrımcılık yasağı, negatif sorumluluk içerir; eşit olduğu kabul edilen kişilere farklı muamele yapılmasını yasaklar. Eşitlik ilkesi ise, pozitif sorumluluk içerir;
eşitliğin sağlanması için devletlerin adım atmasını gerektirir.
Her hak ihlali ayrımcı nitelik taşımaz. Ayrımcılık
ancak söz konusu ihlal bir
kişinin bir özelliği (örneğin kişinin engelli olması)
ya da bir toplumsal gruba
mensubiyeti (örneğin bir
azınlık grubun üyesi olması) nedeniyle ortaya çıktığı
durumda ise bir hakkın
ihlali ile birlikte o hak açısından bir ayrımcı muamele ortaya çıkmaktadır.
Eşitlik ilkesi kapsamında devletler, eşitliği sağlamakla yükümlüdür. Devletler, ayrımcılığın bütün biçimlerini önlemeli ve eşitliği sağlamak üzere önlemler almalıdır. Örneğin,
toplumda dezavantajlı konumda olan bir etnik gruba mensup çocuklar genellikle diğer öğrencilere göre daha düşük
eğitim seviyesine sahiptirler. Bu öğrencilerin diğer öğrencilerle “eşit” eğitim hakkına sahip olmamaları ileride başarılı olmalarını engelleyecektir. Mevcut eşit olmayan durum
ortadan kaldırılmadığı sürece, herkesin eğitim hakkının
olduğunun belirtilmesi ve eşit fırsat sunulduğunun ifade
edilmesi anlamlı değildir. Mevcut eşitsizliğin giderilmesi
için dezavantajlı durumda olan bu öğrencilere daha fazla
sosyal yardım veya ek ders imkânının sağlanması gibi, özel
önlemlerin alınması gerekir.
Ayrımcılık, isteyerek veya istemeyerek, fiili bir davranışla veya bir davranışın ihmal edilmesi şeklinde gerçekleşebilir. Ayrımcılık yalnızca kötü niyetli
kişilerin yol açtığı bir durum değildir. Bazı önyargıların varlığı sonucunda
iyi niyetli olarak gerçekleştirilen bir muamele sonucunda da ortaya çıkabilir.
Yine, bir uygulamanın ya da hukuki düzenlemenin iyi niyetli olsa dahi kendisinin değil, sonuçları itibariyle ayrımcılık oluşturması da mümkündür. Farklı
bir muamelenin ayrımcılık oluşturup oluşturmadığına dair bir değerlendirme
yapılırken, o muameleyi gerçekleştiren kişinin ayrımcılık yapmaya dair bir
amacının olup olmaması bu noktada önemli değildir.
Ayrımcılık yasağı ile nefret söylemi ve nefret suçu farklı kavramlardır. Nefret
söylemi, ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, anti-semitizm ve hoşgörüsüzlük temelli diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren
her tür ifade biçimidir. Hoşgörüsüzlük temelli nefret, saldırgan milliyetçilik ve
etnik merkeziyetçilik (etnosentrizm), ayrımcılık ve azınlıklara, göçmenlere ve
göçmen kökenli kişilere karşı düşmanlık yoluyla ifade edilen hoşgörüsüzlüğü
içerir. Nefret söylemi suç olarak düzenlenebilmekte ve/veya bir haksız fiil olarak kabul edilebilmekte ve tazminat davasına konu olabilmektedir.
24
Untitled-1.indd 24
27.01.2016 21:43