TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ
Bir yandan ilgili düzenlemelerde genel ve soyut nitelikli çerçeve hükümlerin ve ucu
açık kavramların yaygınlığı, bir yandan da idarelerin bu kavramları tekrarlamakla
yetinen kararlar almaları yargısal denetimin de güçleşmesine yol açmaktadır. Bir
mahkemenin yukarıda örneğini verdiğimize benzer bir yasaklama ya da erteleme
kararının hukuka uygun olup olmadığına, hatta YD kararı verebilmek için “açıkça”
hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeyi savunma almadan yazması mümkün
değildir. Mahkemenin YD kararı verebilmesi için hukuka aykırılık konusundaki gerekçesinde o işlemin neden kurulduğuna (sebep unsuruna) ve neden bu yönde bir
hukuki sonuç öngörüldüğüne (konu unsuru) ilişkin idare açıklamalarına ihtiyaç bulunmaktadır. Türkiye’de son yıllarda idari yargının idarenin takdir yetkisine yaptığı
vurgu yoluyla –özellikle belli konularda- yargısal denetimin kapsamı açısından pasif
tutum sergilemesi ve idarelerin sunduğu istihbarat temelli savunmalarını ya da tek
yanlı bilgileri yeterli görme eğilimi düşünüldüğünde, bir idare mahkemesinin bu tür
bir karar karşısında idarenin savunmasını almadan karar almasını beklemek güçtür.
Bu açıdan, söz konusu kararların yargısal denetimi AYM’nin Senih Özay kararında
olduğu gibi sadece sokağa çıkma yasağı kararının kendisine ve pandemi koşullarına
bakılarak ölçülülük değerlendirmesi yapılabilecek nitelikte değildir.
Süre konusundaki bir başka sorun da, pek çok toplantının katılımı artırabilmek için
hafta sonunda yapılması ve en az 24 saat önce kuralına uygun olacak şekilde örneğin Cuma mesai saatleri içerisinde idare tarafından erteleme veya yasaklama bilgisi
verilmesi durumunda idari yargıda hafta sonu karar verebilecek bir nöbetçi hâkimlik
sistemi olmamasıdır. Adli yargıda nöbetçi savcılık ve nöbetçi mahkemeler hafta sonu
da işlemekteyken idari yargıda nöbetçi hâkimlik sadece hafta içi mesai saatlerinde
çalışan bir kurumdur ve tüm koşullar mükemmel olsa ve mahkeme bir gün içinde
karar yazacak olsa bile mesai saatleri dışında veya hafta sonunda karar verilmesi
mümkün olmayacaktır.
İncelenen tüm kararlar ve haber taramalarında gösteri tarihinden önce yürütmesi
kısmen durdurulan tek örnek Soma madencileri için yapılacak yürüyüşün bir gün
önce yürütmesinin durdurulmasıdır.35 Bu davanın diğerlerinden farkı, tek bir toplantıya ilişkin olması, parkta toplanarak maden işçilerinin haklarını gündeme getirmek
amacıyla Ankara’ya yürüme kararı doğrultusunda bildirilen yer ve güzergâhın valilikçe daha önce belirlenen güzergâhlar dışında olduğu için yürüyüşün yapılamayacağına ilişkin bir işleme karşı açılmış olmasıdır. Mahkeme, AYM’nce 2911 sayılı Kanundaki “genel yollar” ifadesinin iptali ve bu kararın gerekçesi ile bireysel başvuruda
verilen çeşitli kararlara atıf yaparak gündelik hayatın akışına aykırılık oluşturacak
diye özgürlüğünü kısıtlamanın yer bakımından olmasa da güzergâh (gösteri kısmı)
bakımından ölçülü olmadığına karar vermiştir.
İstanbul’da Kalamış Parkı’nda Queer Olympix etkinliklerinin yasaklanmasına ilişkin işleme karşı açılan davada da iptal kararı verilmiş olmasına rağmen YD kararı
verilmemiş olması da çarpıcı bir örnektir.36 Bu davada idare cevap dilekçesinde sadece işlemi göndermiş, duruşmaya katılmamış ve hiçbir gerekçe açıklamaya gerek
dahi görmemiştir; çünkü dava açıldığı tarihten çok kısa süre sonra yapılacak etkinlik
zaten yapılamamış ve idare amacını –hukuka aykırı bir şekilde- gerçekleştirmiştir.
35 Manisa 1. İdare Mahkemesi, E. 2019/868.
36 İstanbul 5. İdare Mahkemesi, E. 2019/1976, K. 2020/483, 13.03.2020. Etkinlik tarihi 24.08.2019 ve 25.08.2019 tarihleri olacaktı.
22