TÜRKİYE’DE TOPL ANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ HAKKI BAKIMINDAN İDARİ YARGININ ETKİLİ BAŞVURU YOLU OLMA NİTELİĞİ tamamen tazminine engel bir durum olduğunu kabul ettiği kanuna aykırı gösteriye katılmayı zarar görenin kusuru olarak nitelemesini” (par. 88) de etkili başvuru hakkının ihlali kararı verilmesine yol açmıştır. Abdullah Koç kararında ise Gezi Eylemleri sırasında işyerinin bulunduğu Konur Sokak’ta yüzüne isabet eden bir plastik cisim ile kalıcı iz kalacak şekilde yaralanan başvurucu, bir polisin kendisine nişan alarak plastik mermiyle ateş ettiğini iddia etmesine ve yüzünden çıkarılan plastik parçaları delil olarak gösterilmesine rağmen savcılık tarafından faillere yönelik bir tespit yapılamamış, açtığı tam yargı davasında da “salt davacının yabancı bir cismin yüzüne isabet etmesi sonucu yaralandığına dair raporlar esas alınarak davalı idareye kusur atfedilemeyeceği, zararın davalı idarenin kusurundan kaynaklandığının somut olarak ortaya konulamadığı” gerekçesiyle idare mahkemesince tazminat talebi reddedilmiştir. Bu kararın bir özelliği de kötü muamele iddialarında ceza soruşturmasının etkili biçimde yürütülmemesinin idari yargıda açılan tam yargı davalarını etkili başvuru yolu olmaktan çıkarabilecek bir unsur haline gelebilmesidir.44 Ceza yargılamasının sonucu idari yargı açısından doğrudan bağlayıcı olmayacaksa da ceza yargılamasının etkin biçimde yürütülmemesi idari yargıda delillerin sınırlılığı ve çoğu zaman ceza dosyasıyla bağlantılı olması nedeniyle hizmet kusurunun ispatlanmasına engel olabilmektedir. Bir örnekle açıklamak gerekirse, kötü muamelenin hangi kamu görevlisi tarafından gerçekleştirildiği tespit edilemese de hizmet kusuru nedeniyle tazminata hükmedilebilmesi için eylemin idarenin eylemi olduğu tespit edilmesi yeterlidir. Hangi kamu görevlisinin sorumlu olduğu rücu aşaması için önemli bir meseledir. Ancak, eylemin idarenin eylemi olduğu ispatlanamadığı veya gözaltında kötü muamelede olduğu gibi karineler oluşturulamadığı takdirde ceza yargılaması tam yargı davasının etkililiğini etkileyecektir. Benzer şekilde, belli kamu görevlilerinin eylemi saptanmışsa da ceza hukuku açısından kusur tespit edilmeyerek hukuka uygunluk nedenlerine dayanılarak beraat kararı verilmesi de idari yargı üzerinde etkiye sahiptir. Mahkeme’nin deyişiyle, bu başvuru özelinde “ceza soruşturmasındaki eksikliklerden dolayı başvurulması mevcut olan tazminat yolunun uygulamada etkisiz hale dönüşmesi nedeniyle başvurucunun bu yolu kullanmasının imkânı kalmamıştır”. (par. 72) Yine Gezi Eylemleri sırasında polisin müdahalesi sonucunda ayak, yüz ve sırtından yaralanan Şadiye Dilan Doğan başvurusunda polisin pasif konumda olan başvuruya yüzünden copla vurmasının ardından başvurucunun da polislere tekme atarak etkili eylemde bulunduğu, bu sırada akrep olarak bilinen Shortland marka aracın çarpması ve ayağının aracın altında kalması sonucunda yaralandığı kamera kayıtlarından anlaşılmıştır. Başvurucunun idari yargıda açtığı tazminat davasında “polisin başvurucuya kasten çarptığına dair bir tespitin olmadığını, kamera görüntüleri ve ifadelerin de bu yönde olduğunu belirterek idarenin müdahalesinin yasal sınırlar içinde kaldığı ve başvurucunun kusurlu davranışının bu yaralanmada asli etkiye sahip oldu44 Bunun bir örneği de 2017’de Diyarbakır’da Newroz henüz başlamadan önce erken saatte alana girmek isteyen ve polisin açtığı ateş sonucunda öldürülen Kemal Kurkut’un ailesinin açtığı tam yargı davasında yaşanmıştır. İdare mahkemesi, polis memurlarının kusurunu saptayan disiplin soruşturmalarına ve üstü çıplak ve elinde bıçakla koşan Kurkut’un doğrudan hayati bölgelerine çoklu ateş edilmesine, alanda henüz kimse olmamasına dayanarak tazminata hükmetmişse de ceza mahkemesinin beraat kararının ardından istinafta karar kaldırılmış ve dava reddedilmiştir. (Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi, Esas No : 2018/213, Karar No :2020/671; Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, Üçüncü İdari Dava Dairesi, Esas No : 2020/1867, Karar No : 2021/1998) 29

Select target paragraph3