CDL-AD(2019)017rev
- 82 -
da diğer bireylere, gruplara ya da toplumun belirli kesimlerine karşı hakaret içerikli olsa bile
normal şartlar altında korunmalıdır, ancak hukuka aykırı bir şekilde ayrımcılığa veya şiddete
teşvik eden milliyet, ırk ya da din temelli nefret, kanunen cezalandırılmalıdır.444 Dahası, belirli
nefret söylemi örnekleri, “bireylere veya gruplara yönelik olarak Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin 10. maddesinin diğer ifade biçimlerine sağladığı korumadan yararlanamayacak
seviyede hakaret içeriyor olabilir. Nefret söylemi Sözleşmede belirtilen hak ve özgürlüklerin yok
edilmesini veya Sözleşmede belirtilenlere kıyasla büyük ölçüde sınırlandırılmasını
hedeflediğinde ortaya çıkan durum budur."445 O zaman bile, bir toplantıya katılanların böyle bir
konuşmaya başvurmaları, etkinliğin dağıtılmasını tek başına haklı çıkarmaz. Bu gibi durumlarda,
kolluk kuvvetleri yalnızca ilgili kişilere karşı önlem almalıdır.446
231. Adil yargılama standartları. Toplantılardan sonra, organizatörler veya katılımcılar olası
suç davranışlarını tespit etmek üzere mahkemeye çıkarılabilir. Bu kişilerin medeni haklarını ve
Gregory / Chicago Şehri, 394 US 111 (1969) davasında mahkeme, çevrede saldırgan tavırlı izleyicilerin bulunmasının, protestocuların
huzuru bozan davranışlar sergilemekten dolayı mahkumiyetini sürdürmek için yeterli kanıt teşkil etmediğini tespit etmiştir. Benzer
şekilde, Cantwell / Connecticut, 310 US 296, (1940) davasında, saldırgan tavırlı izleyicilerin önünde tahrik edici bir konuşma yapmak,
huzuru bozan davranıştan mahkum edilmek için geçerli bir temel olarak görülmemiştir.
444 MSHUS, Madde 20(2). ABD'deki kural için bkz. RAV / St. Paul Şehri, 505 US 377 (1992) (Diğer yandan, yalnızca kavga sırasında
söylenen ırk temelli sözlere yönelik bir nefret söylemi yasası, ayrımcı olduğundan ve kavga sırasında söylenen tüm sözleri aynı
şekilde yasaklamadığından ifade özgürlüğünü ihlal etmektedir.).
445 İlke 4, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararı No. R(97)20. Tavsiye Kararı No. R(97)20 ekinde "nefret söyleminin"
"ırkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, antisemitizmi veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara karşı saldırganca
milliyetçilik ve etnik merkezcilik, ayrımcılık ve düşmanlık yoluyla hoşgörüsüzlüğün ifade edilmesi dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe
dayalı diğer nefret türlerini yayan, körükleyen, teşvik eden veya meşrulaştıran tüm ifade biçimlerini" kapsadığı tanımlanmıştır. Ayrıca
bkz. Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin BM Sözleşmesi ve Bakanlar Komitesi'nin ırk, milliyet ve din temelli
nefretin teşvik edilmesine karşı alınacak tedbirlere ilişkin (68)30 sayılı Kararı. Örneğin, Avusturya Anayasa Mahkemesi'nin, aynı
organizatör tarafından geçmişte (2006'da) düzenlenmiş bir toplantı esnasında nasyonal sosyalist sloganlar atıldığı gerekçesiyle bir
toplantı yasağını onaylayan 16 Mart 2007 tarihli (B 1954/06) kararı. 1947 tarihli Avusturya Nasyonal Sosyalist Yasaklar Kanunu, tüm
nasyonal sosyalist faaliyetleri yasaklamıştır. Ayrıca bkz. Yahudi soykırımını inkar davaları: BM İnsan Hakları Komitesi, Ernst Zündel /
Kanada (953/2000, kabul edilebilirlik), 27 Temmuz 2003, BM Dok. CCPR/C/78/D/953/2000, paragraf 5.5: “Kısıtlama ... Yahudi
cemaatlerinin din özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve ayrımcılığın olmadığı bir toplumda yaşama haklarını koruma amacına hizmet etmiş
ve ayrıca Sözleşme Madde 20(2) ile desteklenmiştir"; ve Robert Faurisson / Fransa (No. 550/1993, kabul edilebilirlik), 8 Kasım 1996,
BM Dok. CCPR/C/58/D/550/1993, paragraf 9.6: "İfadeler ... tam anlamıyla okunduğunda anti-Semitik duyguları artıracak veya
güçlendirecek nitelikte olduğundan, kısıtlama Yahudi cemaatinin anti-Semitizm atmosferinden korkmadan yaşama hakkına saygı
gösterilmesine hizmet etmiştir." ABD'deki kural için bkz. R.A.V. / St. Paul Şehri, 505 US 377 (1992) (Yalnızca kavga sırasında söylenen
ırk temelli sözlere yönelik bir nefret söylemi yasasının, ayrımcı olduğundan ve kavga sırasında söylenen tüm sözleri aynı şekilde
yasaklamadığından ifade özgürlüğünü ihlal etmediğine dikkat çekilmiştir).
446 Örneğin, Incal / Türkiye, Başvuru No. 22678/93, 9 Haziran 1998 kararında Mahkeme, başvurucunun Kürt kökenli nüfusu bir araya
gelmeye ve 'halkın kendi gücüne dayalı Semt Komiteleri kurmaya' davet eden bir siyasi broşür hazırlanmasına yardımcı olduğu için
mahkum edilmesinin, başvurucunun Madde 10 kapsamındaki ifade özgürlüğünün ihlali anlamına geldiğine hükmetmiştir. Bağlam
içinde okunduğunda söz konusu broşür, vatandaşlar arasında şiddet, düşmanlık veya nefrete teşvik olarak değerlendirilemez. Bu
bağlamda, ayrıca bkz. Virginia / Black, 538 US 343, 363-368 (2003) (Bir Ku Klux Klan haçının ifade özgürlüğü kapsamında
yakılmasının gerçekte kimliği tespit edilebilen kişilerin kasten korkutulmasına yönelik bir eylem olduğunun kanıtlanamaması
itibarıyla korunan ifade özgürlüğü kapsamına girdiği ve bu nedenle yasal olarak göz korkutucu bir eylem olduğunun varsayılması
gerekçesiyle cezalandırılamayacağına ilişkin dava). Gregory / Chicago Şehri, 394 US 111 (1969) davasında, yalnızca saldırgan tavırlı
izleyicilerin varlığı, protestocuların huzuru bozan davranıştan dolayı mahkumiyetinin sürdürülmesi için yeterli delil teşkil etmez;
Cantwell / Connecticut, 310 US 296, (1940) davasında, saldırgan tavırlı izleyicilerin önünde tahrik edici konuşma yapılması, huzuru
bozan davranıştan dolayı mahkum edilmek için geçerli bir temel olarak görülmemiştir. Cisse / Fransa (2002), a.g.e., not 55, paragraf
50 kararında AİHM şu ifadeleri kullanmıştır: “[M]ahkeme, Hükümetin, başvurucunun yasa dışı bir göçmen olmasının, onun toplanma
özgürlüğü hakkının ihlalini meşrulaştırmak için yeterli olduğuna dair görüşüne katılmamaktadır, zira ... [diğer hususların yanı sıra] ...
ihlal edilen mevzuata karşı barışçıl protesto gerçekleştirilmesi, Madde 11(2) kapsamında özgürlüğün kısıtlanması için meşru bir amaç
oluşturmaz." Ayrıca bkz. Stankov ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden / Bulgaristan (2001), a.g.e., not 16, paragraf 102-3, ve Birleşik
Makedonya Örgütü Ilinden ve Diğerleri / Bulgaristan, Başvuru No. 59491/00, 19 Ocak 2006, paragraf 76. Hristiyan Demokrat Halk
Partisi / Moldova, Başvuru No. 28793/02, 14 Şubat 2006 kararında Mahkeme '… oldukça ılımlı bir öğrenci marşının söylenmesinin
halkı şiddete teşvik olarak makul bir şekilde yorumlanabileceğine ikna olmamıştır.' Hıristiyan Demokrat Halk Partisi / Moldova (No.
2) (2010) davasında, a.g.e., not 126, paragraf 27'de AİHM, Moldova hükümetinin; Rusya Federasyonu Devlet Başkanının fotoğrafı ile
bir Rus bayrağının yakılması sırasında atılmış olsalar bile, "Kahrolsun Voronin'in totaliter rejimi", "Kahrolsun Putin'in işgal rejimi"
sloganlarının anayasal rejimi şiddet kullanarak devirmeye, Rus halkına karşı nefrete veya Rusya'ya karşı bir saldırganlık savaşına
girişmeye yönelik bir kışkırtma çağrısı anlamına geldiği iddiasını reddetmiştir. Mahkeme, bu sloganların daha ziyade
"memnuniyetsizliğin ve protestoların bir ifadesi olarak", "halkı geniş ölçekte ilgilendiren bir konuya, yani Moldova topraklarında Rus
askerlerinin varlığına ilişkin bir görüş ifade etme biçimi" şeklinde anlaşılması gerektiğini kaydetmiştir. Ayrıca bkz. Fáber / Macaristan
(2012), a.g.e., not 31, paragraf 56'da Mahkeme şu ifadeleri kullanmıştır: "Bazı göstericilerin bayrağı saldırganca, şok edici ve hatta
'faşistçe' şeklinde değerlendirmiş olabileceği varsayılsa bile Mahkeme, bayrağın yalnızca sergilenmiş olmasının, kamu düzenini
bozmadığını veya göstericilerin toplanma hakkının uygulanmasını engelleme kapasitesine sahip olmadığını değerlendirmiştir. Zira bu
davranış, kimliği belirli kişilere kar��ı makul olmayan ve köklü bir nefreti aşılayarak ne göz korkutucu ne de şiddete teşvik edici bir
niteliktedir (bkz. Sürek / Türkiye (No. 1), Başvuru No. 26682/95, 8 Temmuz 1999, paragraf 62. Mahkeme, göz korkutmanın söz
konusu olmadığı durumlarda olumsuz duyguların ve hatta öfkenin, özellikle de söz konusu bayrağın hiçbir zaman yasa dışı olmadığı
gerçeği göz önüne alındığında, Madde 10(2) kapsamında acil bir toplumsal ihtiyacı temsil edemeyeceğini vurgulamaktadır." Ayrıca
bkz. Brandenburg / Ohio, 395 US 444 (1969).