Uluslararası Ayrımcılık Konferansı rin tek bir kurum altında toplanmasının bu faaliyetlerin hepsinin daha rahat gerçekleştirebilmesini olanaklı kılacağı ifade edildi. Ancak kuruluşundan beri bu kurumun, bu üç alandaki görevlerini etkili bir şekilde yerine getirdiğini söylemek mümkün değil. Kurumla ilgili dile getirilen eleştirilerin şu şekilde toparlanması mümkün: İlk olarak “cinsel yönelim” ifadesine yer verilmemesi, haklı olarak eleştiri ile karşılandı. AB hukukunda cinsel yönelim temelli ayrımcılık yasaklanmış ancak bu temelde faaliyet yürütecek bir eşitlik kurumu kurulması zorunlu tutulmamıştır. TİHEK’in, faaliyet alanı bakımından değil, ancak ayrımcılığı yasaklayan ilk maddelerde cinsel yönelime yer verilmediği için ve ayrımcılık temelleri bu kanunda sayılanlarla sınırlı tutulduğu için AB hukuku ve Türk hukuku arasında bir uyumsuzluk söz konusudur. Maddi hukuk bakımından halihazırda cinsel yönelim ayrımcılığı yasaklanmamış durumdadır. Türkiye’deki hiçbir kanunda “cinsel yönelim” ibaresi geçmiyor. Bugüne kadar bu ibareye yer veren yalnızca bazı AYM kararları var. Bu kararlar dışında, cinsel yönelim görmezden gelinen bir kavram. TİHEK Kanunu’na yönelik ikinci bir eleştiri bağımsızlıkla ilgilidir. Bu kurumda görev yapacak TİHEK üyelerinin seçiminde çoğulculuk ilkesine yine yer verilmemiştir. Şu anki kurul üyeleri bundan öncekilere göre çok daha dar bir toplumsal kesimden geliyor. Bu kurulda, Türkiye’de ayrımcılıkla ilgili sorunlar yaşayan dezavantajlı grupları temsil eden ya da o gruplardan gelen herhangi bir kişi söz konusu değildir. Kurul, bu şekilde ayrımcılıkla ilgili sorun yaşayan gruplardan gelmemiş kişilerden oluşmuş bir kurul görünümü veriyor. Kurumun dışa dönük faaliyetlerine bakıldığında, bu yönde bir izlenim edinmek mümkündür. Bağımsızlıkla ilgili bir diğer konu, bu kurumun Başbakanlık ile ilişkili düzenlenmiş olmasıdır. Bir idare hukukçusu olarak Çiğdem Sever bu konuyu daha iyi açıklayabilecektir, ancak hem bir bağımsız kurum olmak hem de yürütme organı ile ilişkili olmak açıklanmaya muhtaç bir durumdur. 11 Kurul üyesinin 3’ünün cumhurbaşkanı, 8’inin ise Bakanlar Kurulu tarafından atanması ve Kurul üyeleri ile ilgili yargılama izninin başbakan tarafından verilmesi, bağımsızlıkla ilgili önemli sorunlar olarak göze çarpıyor. Yeni dönemde büyük ihtimalle bir yetki kanunu çerçevesinde çıkacak KHK’larla kanundaki Bakanlar Kurulu ibaresinin de 100

Hedef paragraf seç3