Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
esas komisyon değil tali komisyon niteliği taşıdığı için komisyonlar ayrı
bir çalışma yürütmemektedir. Bu sebeple bu iki komisyonun bugüne kadar ciddi katkı sunduğu herhangi bir yasa tasarısı bulunmamaktadır. TİHEK yasa tasarısı bu komisyonların belki en çok katkı sunduğu kanundur. Buna rağmen TİHEK ile ilgili yasa tasarısı komisyonda neredeyse
aynı şekilde kabul edilmiştir ve muhalefet partilerine mensup milletvekillerinin eleştirileri göz ardı edilmiştir. Bu arada muhalefet partileri tarafından dile getirilen eleştirilerin de yeterli olmadığını belirtmek
gerekiyor. Ana muhalefet partisi tarafından TİHEK Kanunu’na ilişkin
AYM’ye açılan iptal davasının da benzer şekilde yetersiz olduğunu söylemek gerekir. AYM de önüne gelen başvuruda taleple bağlı olduğu için
iptali talep edilen hususları görüşerek, TİHEK Kanunu’nu Anayasa’ya
uygun bulmuştur. AYM tarafından bu kanunun hiçbir hükmü iptal edilmemiştir. Bu kanunun bundan sonra yeniden AYM önüne gitmesi de
teknik olarak mümkün değildir. Bu nedenle bir yasa değişikliği dışında
bir çözüm söz konusu değildir.
AB’nin ayrımcılık yasağı alanında ortaya çıkardığı düzenlemeler,
yıllardır yerinde durmaktadır ve herhangi bir ilerleme göze çarpmamaktadır. Yaklaşık 10 yıl önce bu alanda ortaya çıkmış çok sayıda direktifin
harmonize edilmesine dönük bir inisiyatif ortaya çıkmasına rağmen,
bugüne kadar herhangi bir adım atılmamıştır. Şu an AB mevcut ayrımcılık yasağı ile ilgili düzenlemeleri korumaya odaklanmış görünüyor.
Hatta birçok üye devletin mevcut düzenlemeleri ısrarlı bir şekilde ihlal
etmesine rağmen bu devletlere AB tarafından yeterince yaptırım uygulanmaması ciddi eleştiri ile karşılaşıyor. AB üyelik sürecinde gündeme
gelen bir konu olduğu için, TİHEK Kanunu’nda önümüzdeki dönemde,
en azından kısa vadede bir iyileşme beklemek Türkiye açısından çok
gerçekçi gözükmüyor. Bu noktada yasal değişiklik yerine mevcut düzenlemelerin etkili bir şekilde uygulanması yönünde bir çaba gösterilmesi
ve bu kanundaki olumlu birtakım düzenlenmelerin hayata geçirilmesine
çalışılması daha makul gözükmektedir.
Yürütme organına bağlı olarak ise il ve ilçelerdeki insan hakları kurulları ve TİHEK ortaya çıktı. Bu kurumların mali açıdan özerkliği ile de
ciddi sorunlar göze çarpıyor. TİHEK ve KDK’nin bütçe kanununda ne
kadar ödenek alacağı bir sonraki bütçede doğrudan Bakanlar Kurulu ta102