Türkiye’de Kutuplaşmanın Boyutları ve Siyasi Hoşgörü
tak kimlikleri aile, Türklük (%87), hemşerilik vs. Daha sonra size en
yakın kimliği soruyoruz, birinci sırada Türklük geliyor, ikinci sırada
Atatürkçüler, üçüncü sırada dindar insanlar, dördüncü sırada Kürtler
diye giden bir liste…
Bizim meselemiz şu: Parti tabanları ile kimlikler örtüşmüş mü?
HDP’den başlayarak değerlendirelim, çok aşikâr. HDP’ye oy verenler
daha çok azınlıklar, Geziciler ve Kürtler olarak gözlenebiliyor. Haritanın kuzeyinde CHP’liler var. Onlar, Aleviler, Atatürkçüler ve laikler ile
özdeşleştirmişler kendilerini biraz daha fazla. Haritanın güneyinde ise
Cumhur İttifakı var. Kasım 2017’de Cumhur İttifakı yoktu, ama demek
ki varmış. İki siyasi partinin taraftarları, ortak kimlikleri paylaşıyor.
Neymiş bu ortak kimlik? Muhafazakârlık, Türklük, milliyetçilik vs. Şimdi buradaki daireleri biz çizdik. Dindar insanlar, farkındaysanız biraz
AK Parti’nin halkasının dışarısında kalıyor. Bunun sebebi de çok basit,
dindar Kürtler var. Dolayısıyla MHP’liler arasında kendisini dindar olarak nitelendiren insanlar var. İyi Parti’ye gelelim, eğitimli insanlar ve
modern insanlar var.
Türkiye’de partiler iki kimlik aksı üzerinden bölünmüş durumda.
Bir, doğu-batı aksı var, Batı’yı Kürtlük ve azınlık olmak içeriyor. Bir de
kuzey-güney aksı var, orada da laiklik ve dindarlık gibi bir bölüşme var.
Kimliklerle partilerin bu kadar örtüşmesi meselesi işte ötekileştirmek
oluyor. Çünkü siz “Bir CHP’li nedir?” dediğinizde, formül bu: Alevi, Atatürkçü, laik. “Laikçi teyze.” Herkes anlıyor ne olduğunu. “MHP’li neye
benziyor?” Yani stereotiplerimiz, kalıplar, partilerle örtüşüyor. 1990’larda “DYP’li kim? ANAP’lı kim?” derken bizim aklımız karışırdı. İkisi de
birbirinin aynı tiplerdi. Şimdi bu kadar netleşmesinde kaynaklanan bir
şey var.
Bu araştırmada biz özellikle bir yere takıldık; “yankı odaları” kavramına. Yankı odaları, Sunstein’in geliştirdiği bir kavram. Öyle bir ortamda konuşuyorsunuz ki, sizden başka kimsenin sesi duyulmuyor. Bir
laf söylüyorsunuz, kendi sesinizi duyuyorsunuz. Burada bahsettiğimiz
şey, medya. İnsanlar kendilerinin görüşünü duyabildikleri odalara kilitlediler kendilerini, meselemiz o. Başka bir görüşe aşina değil. “Ben kardeşimle tartışıyorum, kardeşim MHP’li. Çok tartışıyoruz, artık tartışmıyorum.” “AKP taraftarıyla hiç zaten konuşamıyorum.” “Herkes bizimle
147