Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
entegrasyon, göçmenlerin asimile edilmesi ve bizlerle aralarında hiçbir
fark kalmaması olarak algılanıyor. Bizim tek tip bir AB entegrasyon politikamız yok, sadece entegrasyon hakkında bazı AB rehberleri var. Göçmen topluluklar üzerinde çarpıcı etkisi olan kapsamlı bir entegrasyon
politikasını gerçekleştirmekte bir eksiklik söz konusu. Bu politikaların
ev sahibi topluluklar için de önemli bir etkisi var, zira farklı toplulukların birbirlerini anlamaları ve birbirlerine saygı duymaları konusunda
başarısız olduğunuzda gündelik hayatta sorunların çıkması mümkün
hale geliyor. Göçmen politikaları açısından pek çok bariyer var, belli ki
bunlardan en önemlileri arasında ayrımcılık ve ırkçılık yer alıyor. Her
ne kadar ayrımcılıkla mücadelenin her entegrasyon politikasının bir
parçası olması gerektiğine inansak da, bunun bir kısır döngüye dönüştüğünü görüyoruz. Ayrımcılık ve ırkçılık, göçmenlerin uygun bir şekilde
entegre olmasına izin vermemektedir, özellikle de işe alım süreçlerinde yaşanan ayrımcılık. Çeşitli politikalar, göçmenlerin iş bulmaya eşit
erişimini sınırlamaktadır. Akademik nitelikler tanınmıyor. AB, insan
hakları temelli bir bakışa dayanan kapsamlı göç politikalarının eksikliği
üzerinde durmak yerine, göç politikalarına genelde ekonomi temelli bir
yaklaşım geliştiriyor. Entegrasyonun önünde dil engelleri var ve çoğu
zaman yasal statüsü olmayanlar için kısıtlayıcı politikalar mevcut; örneğin kısıtlayıcı vatandaşlığa alma politikaları, göçmenlerin ev sahibi
topluluklara uygun bir şeklide entegre olmasını etkiliyor.
Ayrımcılık ve göçmenlere yapılan ırkçılıktan bahseden her tartışmada, belli sonuçları göz önünde bulundurmamız gerektiğini düşünüyorum. Irkçılık ve ayrımcılık karşısında özellikle mülteciler korunmasız
bir durumdalar, çünkü hakim topluluk, göçmen statülerinin yanında
onların gerçek ya da varsayılan etnisite veya ırklarına dair kimliklerine
atıf yapmakta ve bunun üzerinden onları ırk ayrımcılığına maruz bırakmaktadır. Bu sebeple, sadece göçmen olmakla değil, bir de kendilerine
yüklenen etnik ya da ırksal kimliklerle de uğraşmak zorundalar. Bu durum da, yine korunmasızlıklarını artırmaktadır.
AB ve üye devletler, ekonomik değerlendirmeleri bir kenara bırakıp, insan hakları temelli bir bakış açısına sahip, kapsamlı bir göçmen ve
entegrasyon politikası üretmedikçe göçmenlere karşı ırkçılık ve ayrımcılık sürüp gidecek. Aşırı sağ ve popülist partilerin g��ç hakkında üret174