Uluslararası Ayrımcılık Konferansı
diğer bireysel başvurular ise çeşitli nedenlerle kurum tarafından kabul
edilemez bulundu. O bireysel başvuru da Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nin yaptığı başvuruydu. Bunun dışında kurum, başka bir ihlal kararı
vermedi. KDK’nin ilk başkanının geçtiğimiz yıllarda kamuoyuna yaptığı açıklamalarda, kurum tarafından verilen kararların idare tarafından
uygulanma oranının %20’yi geçmediği belirtilmişti. Bu durum, idarenin
Ombudsmanlık tarafından verilen kararları icra etmediği ve dikkate almadığı anlamına gelmektedir. Böyle olunca, bu kurumlar insan hakları
alanında yeterli etkiyi doğuramadı.
2016 yılında ise TİHEK kuruldu. AB’nin 2000/43 sayılı ırk ya da
etnik köken ve 2006/54 sayılı toplumsal cinsiyet temelinde ayrımcılığı
yasaklayan iki direktifi, Türkiye’de eşitlik kurumu olarak adlandırılan
bir kurumun kurulmasını gerektiriyordu. 2000/43 sayılı direktifin 13.
maddesinde, eşitlik kurumlarının ulusal düzeyde insan haklarının savunulması ve/veya bireylerin haklarının güvence altına alınmasının görevli kuruluşların bir parçasını oluşturabileceği kabul edilmişti. Birçok
AB ülkesinde Ombudsmanlık ya da insan hakları komisyonu ya da kurul
olarak kurulmuş olan kurumlara ayrımcılıkla mücadele yetkisi de verildi. Üye devletlerin bu kurumları şikâyet alma, bağımsız araştırmalar
yürütme ve bağımsız raporlar yayımlamaları bakımından yetkilendirmesi gerekiyordu. Bu arada belirtilen AB düzenlemelerinin ayrımcılıkla
ilgili maddi hukuk bakımından ileri olduğunu, usul hukuku bakımından
ise çok ileri olmadığını eklemek gerekir. AB’nin 2000/43 sayılı direktifi
aslında 1993 tarihli Paris Prensipleri’nin oldukça gerisindedir. Yürürlükteki eşitlik kurumlarıyla ilgili AB standartları da, aslında uluslararası
alanda çok fazla dikkate alınabilecek standartlar değildir. Belirtilen yükümlülükleri yerine getirme konusunda birçok AB üyesi devlet direnmiştir. 2007’ye kadar kurulması gereken bu kurumların kuruluşu birçok
ülkede gecikmiştir. Örneğin Almanya, başlangıçta federal düzeyde sadece 20 personel ile bir eşitlik kurumu kurmuştur. Yani Almanya gibi 80
milyonluk federal bir devlette böyle bir kurumun ayrımcılıkla mücadele
çalışmaları yürütmesi mümkün değildir. AB içerisinde de, bu direktiflere
dönük ciddi bir direnç sergilendiğini söylemek mümkün.
Türkiye, bu iki direktife uyum sağlamak için hızlı bir şekilde 2016
yılında TİHEK Kanunu’nu kabul etti. Kanuna ilişkin ilk taslak, sürpriz
98