Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu ve Ayrımcılık Yasağına Dair Mevzuatın
Avrupa Birliği Hukukuna Uyumu
Cumhurbaşkanı olarak değiştirileceğini öngörmek mümkün. Bu durumda 11 üyenin 11’inin de Cumhurbaşkanı tarafından atanması söz konusu olacak. Buna yönelik dile getirilen eleştiriler ise, “AB üyesi devletler
arasında da kurul üyelerinin ya da kurul başkanının yürütme organı tarafından atandığı örnekler var” denerek giderilmeye çalışıldı. AB üyesi
bazı devletlerde gerçekten de benzer bir durumun olduğunu görüyoruz.
Ancak bunları iyi birer örnek olarak kabul etmek mümkün değil. AB
üyesi bazı devletlerde bağımsızlık ile ilgili ne yazık ki ciddi problemler
var; biz bu anlamda kötü örnekleri dikkate almış olduk. Üyelerin yeterli
güvenceye sahip olduğunu da söylemek mümkün değil ve bu nedenle
hakimlik teminatına benzer bir güvencenin getirilmesi elzem görünmektedir.
TİHEK Kanunu’na göre Kurum ancak gerekli gördüğü durumlarda
kararlarını kamuoyu ile paylaşacaktır. TİHEK’in kuruluşundan bu yana
450 civarında başvuru aldığı söylenmektedir. Bugüne kadar bu kurum
tarafından başvuruların ilgili kurumlara yollandığı belirtilmiştir ve karar
verildiyse de verilen kararlardan hiçbirisi yayımlanmamıştır. Bu kurumların en önemli etkisi, kararların yayımlanması ile kamuoyunu bilgilendirmeleridir. Kurumların bağlayıcı karar verme yetkisi bulunmamaktadır
ve yargısal benzeri kurumlar olarak yalnızca tavsiye niteliğinde kararlar
verebilmektedir. Benzer bir eksiklik, KDK bakımından da geçerlidir.
Eşitlik Kurumlarıyla ilgili uluslararası alanda dört tane belge ortaya
çıkmıştır. Bunlardan ilki “model yasa” olarak kısaltılan BM’nin tamamen
tavsiye niteliğindeki bir belgesidir. Bir diğeri Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe
karşı Avrupa Komisyonu’nun (ECRI) yakın zamanda yeniden güncellenen 2 No’lu Genel Politika Tavsiyesi’dir. Diğer iki belge ise AB’nin az
önce bahsettiğim iki direktifidir. Bir de bunların hepsine dayanak teşkil
edebilecek 1993 tarihli Paris İlkeleri dediğimiz BM’nin bir diğer bağlayıcı olmayan tavsiye kararı söz konusudur.
Bu belgeleri göz önüne alarak bugün baktığımızda Türkiye’de yasama organına bağlı olarak İnsan Hakları İnceleme Komisyonu ve Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu mevcuttur. Bu komisyonlar hem az
sayıda başvuru almaktadır, hem de yasama çalışmalarına sınırlı katkı
sunmaktadır. Çoğu yasa teklifi veya tasarısı Meclis Başkanlığı tarafından bu komisyonlara sevk edilmemektedir. Sevk edildiği durumda ise
101