Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu ve Ayrımcılık Yasağına Dair Mevzuatın Avrupa Birliği Hukukuna Uyumu rafından belirleniyor. Bundan önceki bütçe kanunlarındaki düzenlemelere bakıldığında kurumların bütçesinde enflasyon oranından fazla bir artış olmadığı görülüyor. Bütçelerin harcanma kalemlerine baktığımızda da büyük oranda bütçeden personel gideri ve personelin sosyal güvenlik primlerinin ödendiğini görüyoruz. Kurumların personel sayısının azlığı göze çarpan bir başka konu. Bu yüzden kurumların hem mali gücü hem de sahip oldukları kadro açısından kendilerinden beklenen amaçları gerçekleştirmesi açıkçası çok mümkün gözükmüyor. Açıkça belirlenmiş bir görev ve yetki alanları olmasına rağmen her iki kurum da görevlerini yerine getirme noktasında yeterli güce sahip değil. Mevcut kurumların diğer kurumlarla önemli işbirliği imkânları var ama bugüne kadar pek işbirliği yapılmadığını görüyoruz. Geçmişte TİHK, STÖ temsilcileriyle bir kısmına benim de katıldığım çok sayıda toplantı yaptı. STÖ’lerle kurulan ilişki somut olarak bir çıktı üretmedi. Kurum yalnızca eleştirileri dinlemekle yetindi. Bağımsızlık açısından, TİHEK için çok ciddi bir yasa değişikliği gerekiyor. KDK bakımından ise ne yazık ki Anayasa değişikliği gerekiyor. Anayasa’ya göre Meclis’te çoğunluğu oluşturan bir partinin tek başına baş denetçi ve denetçiyi seçebilmesi mümkündür. Bundan önceki her iki seçim bu şekilde gerçekleşmiştir. Bağımsızlık açısından ortaya çıkan bu durum, kurumların bağımsızlık ve tarafsızlığı konusunda şüphe uyandırmaktadır ve kurumların bağımsız algılanmaları, bağımsız olmaları kadar önemli bir konudur. Toplum tarafından bağımsız ve tarafsız algılanmamaları kurumların etkisini başından itibaren azaltmaktadır. TİHEK bakımından bir Anayasa değişikliği gerekmese de 11 üyenin 11’inin de yürütme organı tarafından seçilmesi ciddi bir sorundur. Bu kanunda her ne kadar çeşitliliğin öngörüleceği belirtilse de çeşitliliği sağlama yükümlülüğü altında olan yürütme organı bu yükümlülüğü yerine getirmediğinde buna bağlanmış bir yaptırım söz konusu değildir. Üyeler açısından öngörülen uzmanlık alanları çok muğlak gözükmektedir. Mevcut üyelerin bir bölümünün insan hakları alanında hemen hiç deneyimi bulunmamaktadır. Kurul üyeleri açısından hiçbir devamlılık da söz konusu değildir ve bu husus, tecrübe aktarımını da ortadan kaldırmaktadır. Örneğin bir önceki kurum olan TİHK’den TİHEK’e tekrar üye olarak atanmış bir kişi daha bulunmamaktadır. 103

Hedef paragraf seç3