Mülteci ve Göçmenlere Yönelik Irkçılık ve Ayrımcılık
minin bir gecede çöktüğü bir ekonomik kriz yaşadık. Bankacılık sisteminde ne olduğunun anlaşılması için hâlâ soruşturulma açılmasını bekliyoruz, aşırı sağ konuyla hiç ilgileri olmadığı halde ekonomik krizden
göçmenleri sorumlu tutuyor.
Aşırı sağın ve yabancı düşmanı partilerin AB’nin her tarafında
yükselip güçlendiğini görüyoruz. AB üyesi devletlerin çoğunda aşırı sağ
partiler yükselişte. Sadece dört üye devlette aşırı sağ hareketin düştüğünü gördük. Diğer bir sorun ise aşırı sağ partilerin ve popülizmin AB’de
yükselişinin sonucu daha önce bahsettiğimiz gibi mültecilere uygulanan
ırkçı şiddetin ve suçların, onların gündelik hayatını etkilemesi. Derine
inmeyeceğim ama burada göreceğiniz gibi STÖ’lerin verdiği bilgiye dayanan çeşitli üye devletlerdeki ırkçı suçlara dair açıklayıcı bir veri tablosu var. Bu, üye devletlerden gelen resmi bir istatistiki bilgi değil ama
genel tablo hakkında bir fikir veriyor. Her bir üye devlette göçmenlere
yönelik ırkçı saldırılar gerçekleşti, nefret söylemleri üretildi. Bu durum
sorunun büyüklüğünü göstermektedir. AB, sorunu çözmek adına belli
yasal çerçeveleri devreye sokmuş olsa da, örneğin AB Irkçılık ve Yabancı
Düşmanlığı ile Mücadele Konulu Çerçeve Kararı ve AB Mağdur Hakları
Yönergesi gibi araçların üye devletler tarafından etkin bir şekilde uygulanmadığı açıktır. Yükümlülüklere rağmen bu suçların failleri etkin
bir şekilde ne soruşturuluyor ne de kovuşturuluyor. Ayrıca kendilerine
karşı işlenen bir suç ya da başlarına gelen ırkçı bir şiddet olayını ihbar
eden mülteci ve göçmenlerin önünde birçok engel var. Birçoğu, yasal
statüsü olmadığından sınır dışı edilme korkusuyla başlarına gelen ırkçı
saldırıları bildirmemekte. Korunmasız durumda oldukları için, adalete
erişim konusunda sorunlar yaşıyorlar. Her ne kadar, biz STÖ’ler olarak,
ırkçı şiddet ve nefret söylemi mağdurlarının desteklenmesi ve bu suçların ihbar edilmesi için, bu konunun göçmenlerin yasal statüsünden ayrı
tutulması gerektiğini savunsak da, bu söylemi kimse dikkate almıyor.
Bence konuşulması gereken son önemli nokta da herkesin üzerinde durduğu göçmenlerin entegrasyonu, ancak korkarım entegrasyondan anladığımız şey aynı değil. Biz entegrasyonun ev sahibi topluluğun
göçmenlerin kendi özellikleri ve farklılıklarını anladığı, kabullendiği çift
taraflı bir yol olduğuna inanıyoruz. Göçmenlerin asimile olması ve ev
sahibi toplulukla aynılaşması beklenmemeli. Üye devletlerin çoğunda
173