SEÇMELİ DİN DERSLERİ VE KİTAPL ARI HAKKINDA iNSAN HAKL ARI TEMELLi BiR DEĞERLENDiRME
Allah (c.c.) rızasını gözeterek yaşamak yerine sınırsız haz isteği içinde olmanın insanları intihar, gasp, cinayet, yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık, şiddet, edepsizlik, uyuşturucu
ve fuhuş gibi Allah’ın (c.c.) haram kıldığı davranışlara sürüklediği belirtilmektedir. Bu
tanımlama sosyal, ekonomik, kültürel vb. faktörler göz önüne alınmadan yapılırsa çok dar
bir bakış açısı arz etmektedir. Böylesi bir yaklaşım tarzı da büyük tartışmalara yol açabilir.
“Tecessüs ve Mahremiyeti İhlal” başlığı altında, İslam dinin özel hayatın araştırılmasını ve ifşa edilmesini yasakladığı, özel ve resmi kurumların da kişisel verilere
karşı sorumluluklarının olduğu belirtilmektedir. Bu durum AİHS’nin 8. ve MSHUS’un
17. maddeleriyle de paralellik arz etmektedir. Ancak aynı bölümde kadınların tesettüre
bürünmesinin erkeklerin gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumaları için
gerekli olduğu anlatılmaya çalışılmaktadır (Nur suresi, 30-31 ayetler). Bu yaklaşıma
göre, tesettüre bürünmemiş kadınların durumunun ne olacağı belirsizdir. Neticede yine
herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerekmektedir.
“Yaralama ve Öldürme” başlığı altında, yaşama hakkının bütün hakların temeli olduğuna değinilmesi uluslararası insan hakları anlayışıyla uyumludur. Kur’an-ı Kerim’in
ilgili surelerine değinilerek (Isra suresi, 33. ayet; Maide suresi, 32. ayet) insan öldürmenin büyük bir suç olduğunun da altı çizilmiştir.
“Zina” başlığı altında, evlilik bağı olmaksızın iki kişinin gayrimeşru ilişki kurmasının en büyük günahlardan birisi olacağı ve bu kişilerin “zânî” kabul edileceği belirtilmektedir. Bu tanımlamaya göre, evlilik dışı ilişki yaşayan kişilerin hepsi günahkâr
sayılmaktadır. Bu bölümde ayrıca kadın ve erkeğin birbiri için yaratıldığı, sosyal hayatın dengesi ve insanların mutluluğu için iki farklı cinsiyetin birlikteliğinin şart olduğu
belirtilmektedir. Aynı cinsiyetteki kişilerin ilişkileri çok büyük bir günah olarak tarif
edilmekte, bu da haliyle ayrımcılık ilkelerinin ihlali anlamına gelmektedir.
“İslam Ekonomisinin Ahlaki Temelleri” başlıklı ikinci ünitede, üretilen mallarda helallik, kalite, sağlık ve hijyen şartlarına riayet etmekten bahsedilmesi önemlidir. İslam
ahlakının doğru, dürüst, adil, güvenilir ve yardımsever olmayı öğrettiğinin altı da çizilmektedir.
“Kul Hakkı” başlığı altında, bireylerin sadece birbirine değil, topluma ve devlete
karşı da sorumluluklarının olduğu belirtilmektedir. Örneğin her bir vatandaşın vergi
vermek, askere gitmek gibi sorumluluklarının olduğu, bunları yerine getirmeyenlerin
yaşadıkları topluma haksızlık ettikleri ve kul hakkı yedikleri ifade edilmektedir. Bu
tanımlamayla, uluslararası insan hakları hukukunda tanınan ve bu hakkını kullanan
vicdani retçiler de kul hakkı yiyenler kategorisine girmektedir ve bu, insan hakları evrensel hak ve özgürlükleriyle uyumlu bir yaklaşım değildir.
“İşçi ve İşveren Hakları” başlığı altında, işçilerin hak ettikleri ücretleri almaları ve
çalışma şartlarının insan serf ve izzetine uygun olması gerektiği belirtilmektedir. Bir
diğer deyişle, işveren işçinin beden ve ruh sağlığına uygun bir iş ortamı hazırlamalıdır.
Bu, uluslararası işçi haklarına uygun bir yaklaşımdır.
138
139
140
141
142
143
144
145
138
139
140
141
142
143
144
145
52
A.g.k., s. 32.
A.g.k., ss. 34-35.
A.g.k., s. 39.
A.g.k., s. 39.
A.g.k., s. 40.
A.g.k., s. 49.
A.g.k., s. 56.
A.g.k., ss. 57-58.