SEÇMELİ DİN DERSLERİ VE KİTAPL ARI HAKKINDA iNSAN HAKL ARI TEMELLi BiR DEĞERLENDiRME
dan dolayı istediği kişiyle evlenmesine herhangi bir kısıtlamanın getirilemeyeceği belirtilirken, bir diğer görüşte toplum değerlerinden bahsediliyorsa, böylesine bir ahlak yoksunluğunun nasıl bağışlanacağı sorulabilir. Bu konu da maalesef ilgili bölümde net değildir.
Evlilik için şartları yerine getirilmiş nikâh koşulu aranmaktadır; bunun olmaması halinde evlilik yapılamayacak mıdır? Yukarıda da belirtildiği gibi, nikâh ve evlilik
gibi kavramlara karşı çıkanlar aile olamayacak mıdır? Evlilik için mehir kavramından
bahsedilmekte, Müslüman bir erkeğin nikâh sırasında evleneceği kadına verdiği veya
vermeyi kabul ettiği mal ya da para “mehir” olarak adlandırılmaktadır. Bu tanım da şu
soruyu akla getirir: Böylesi bir mal ya da parayı veremeyen kişiler evlenemeyecek midir? Ayrıca bu mal veya paranın, boşanma halinde kadının ekonomik olarak güvence
altına alınması için verildiği belirtilmektedir ki, bu yaklaşım kadınların toplumda ekonomik bağımsızlıklarını sağlayabilecek bir rol üstlenemeyecekleri yönünde bir algılamaya denk gelebilir. Bu da haliyle tartışmalara yol açabilir.
Kitapta bazı yerlerde “hanım” kelimesi kullanılması da uluslararası sözleşmelerle
uyumlu değildir. Bunun yerine “kadın” denmesi daha uygun olacaktır.
“Eşlerin Karşılıklı Sorumlulukları” başlığı altında şu tavsiyede bulunulmaktadır: “Eşlerin, birbirlerinin olumsuzluklarını örtmeleri, hata, kusur ve günahlara karşı birbirlerini
korumaları, eksiklerini tamamlamaları öğütlenmektedir.” Bu tür bir tavsiye çok farklı yorumlara yol açabilmektedir. Hukuk devletinin var olduğu bir toplumda bireylerin herhangi bir suç unsurunu fark etmeleri halinde ilgili mekanizmalara bildirmeleri gerekmektedir.
Bu tanım çerçevesinde ise sanki eşlere böyle bir durumda birbirlerini korumak için susmaları öğütlenmektedir ki, söz konusu tavsiye hukuk devletinin mekanizmalarının işlemesi
anlamında sorunludur. Öte yandan “Hak ve Adaleti Gözetme” başlığı altında herhangi bir
adaletsizliğin ve haksızlığın görülmesi halinde sessiz kalınmaması gerektiği de tavsiye
edilmektedir (Nisa suresi, 135. ayet). Bu iki tavsiye birbiriyle zıtlık arz etmektedir.
Bu bölümde güven, sadakat, sevgi, saygı ve iyi niyet kavramlarına değinilmektedir. Bunlar gerek toplumsal gerekse uluslararası belgelerde de teşvik edilen, dolayısıyla
kitapta da yer verilmesi olumlu olan kavramlardır. Aile içi iletişimin nezaket ölçüleri
içinde devam ettirilmesi tavsiyesi de metne olumlu bir katkıda bulunmaktadır. Nitekim
dini inançların saygı, barış, sevgi gibi kavramlarla ilişkilendirilmesi yönündeki Toledo
Klavuz İlkeleri’yle de uyumludur.
Bu bölümde bahsedilen “aile mahremiyeti”, AİHS’nin 8. ve MSHUS’un 17. maddeleri içerisinde değerlendirilebilecek bir kavramdır. Bu kavramdan bahsederken Hz.
Muhammed’in şu sözlerine yer verilmektedir: “Sizin kadınlarınız üzerindeki haklarınız
sevmediğiniz kimseleri evinize sokmamaları ve hoşlanmadığınız kimselerle konuşmamalarıdır. Dikkat edin! Onların sizin üzerinizdeki hakları ise yedirmek ve giydirmek
hususlarında ihsanda bulunmanızdır” (Tirmizî, Ridâ, 11). Bu sözler bazı soru işaretleri
yaratmaktadır: Erkeklerin kadınlar üzerinde bu kadar hakkı varken, kadınlar neden sadece yemek ve giymek kavramlarıyla ilişkilendirilmiştir? Bu sözün biraz daha açıklanması bu gibi soruların önlenmesini sağlayacaktır.
127
128
129
130
131
132
127
128
129
130
131
132
50
A.g.k., s. 14.
A.g.k., ss. 14, 17, 46, 114.
A.g.k., s. 16.
A.g.k., ss. 16-18.
A.g.k., s. 18.
A.g.k., s. 17.