SEÇMELİ DİN DERSLERİ KİTAPLARI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARI STANDARTLARI ÖZELDE TOLEDO KLAVUZ İLKELERİYLE UYUMLU MUDUR? sik kalır.” 5. sınıf öğrencisine böyle bir baskı uygulayarak anne-baba sevgisi ile Kur’an-ı Kerim sevgisinin bağlantılı tutulması yanıltıcı bir bakış açısıdır. Ayrıca bu bölümde “Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de kendi sözlerinin okunmasını istemiş ve Kur’an okuyanları şöyle övmüştür. Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler. Çünkü Allah, onların mükâfatlarını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Şüphesiz O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol verendir” (Fatır Sûresi, 29-30. ayetler) denmektedir. Hz. Muhammed’in bir sözüne de yer verilmiştir. Böyle bir baskıcı ifadenin bu yaştaki çocuklar üzerinde olumsuz psikolojik etkiler yaratabileceği iddia edilebilir. Bu da haliyle pedagojik tartışmalara yol açabilir. Bu ünitede bir de Hz. Âdem’e gönderilen dinin Allah’a (c.c.) teslimiyet temelleri üzerinde yükselmiş İslam olduğu söylenmektedir; oysa Hz. Âdem’den diğer dinler de bahsetmektedir. Hz. Âdem’e gönderilen dinin İslam olduğunun belirtilmesi doktriner bir yaklaşımdır. Hz. Nuh’un her fırsatı değerlendirdiği ve gece gündüz, bazen herkesin içerisinde bazen de yalnız, sürekli insanları İslam’a çağırdığı belirtilmiştir. Halbuki Hz. Nuh’un İslamiyet’ten önce yaşadığı bilinmektedir. Bu ifadeler Hz. Hud ve Hz. Salih için de geçerlidir. Bu yaklaşımlar doktriner olmama ve yansız olma ilkeleriyle uyumlu değildir. Bu ünitede ayrıca “İslam rahmettir, merhamettir. Bir başka deyişle İslam rahmet ve merhamet dinidir” denmektedir. Ancak bu husus detaylıca açıklanmamıştır. “Kur’an-ı Kerim’i Okumaya Giriş” başlıklı ikinci ünitede “Kur’an-ı Kerim, sözlerin en üstünü ve en güzelidir. Onu öğrenen ve öğretenler de insanların en hayırlılarıdır” denmektedir. Bu, diğer dinleri dışlayıcı, doktriner ve yanlı bir yaklaşımdır. Kur’an-ı Kerim okumanın bir ibadet olduğu ifade edilmekte, ancak Arapça okunup okunmayacağı konusunda bir açıklama yapılmamaktadır. Sonraki bölümlerde ise Arapça harflerden bahsedilmektedir ki, dünyanın en zengin ve zor dillerinden birisi olan Arapça’yı sadece 43 sayfada Türkçe ile karşılaştırmanın maalesef imkânı yoktur. Bu dili öğretebilecek yeterliliğe sahip öğretmenlerin niteliği de sorgulanması gereken bir diğer mevzudur. Bu noktada Kur’an-ı Kerim’in Türkçe öğretilmesi yönünde son 10 yıldır yaşanan tartışmalara da “Namazda okuduğumuz ayetlerle Allah’ın (c.c.) huzurunda ne dediğimizi bilmek için, sıkça okuduğumuz surelerin anlamını öğrenmeliyiz. Bunun için de Kur’an’ın kendi dilimize yapılmış çevirilerinden yararlanmalıyız” denerek katkı sunulmaya çalışılmıştır. Bu ünitede bir de “Bu sebeple Kur’an’ı öğrenmek, öğretmek ve ezberlemek, büyük bir onurdur” denmektedir. Bu, “Kur’an-ı Kerim dışında din kitaplarının öğretilmesi ve ezberlenmesi bir onursuzluk mudur?” sorusunu ortaya çıkarır. Haliyle böylesi söylemler Toledo Klavuz İlkeleri’nden yansız olma ve diğer din ve inançların da öğretilmesi ilke164 165 166 167 168 169 170 171 172 164 Ali Öğe, Murat Göçer, Faruk Salman, Nazif Yılmaz, “Ortaokul- İmam Hatip Okulları- Kur’an-ı Kerim 5 Ders Kitabı”, Devlet Kitapları, Ankara, 5. Baskı, 2019, s. 13. 165 A.g.k., s. 18. 166 A.g.k., ss. 18-23. 167 A.g.k., ss. 24-33. 168 A.g.k., s. 41. 169 A.g.k., s. 46. 170 A.g.k., ss. 48-91. 171 A.g.k., s. 94. 172 A.g.k., s. 95. 55

Hedef paragraf seç3