tüzüğünde veya yönetmeliğinde öngörülen kurallara tabi olan örgüt üyeleri tarafından alınması gerektiği anlamına gelir.
3. Bir örgütün mecburi olarak feshedilmesi, kapatma veya yasaklama şeklinde olabilir
ve ancak bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından alınan bir kararla uygulanabilir. Sivil toplum örgütleri özelinde, Avrupa Konseyi’nin Avrupa’daki sivil toplum
örgütlerinin yasal statüsü ile ilgili tavsiye kararında, örgütlerin ancak iflas, uzun
süreli faaliyetsizlik veya ağır suiistimal halinde kapatılabileceği ifade edilmektedir.
4. İflas veya uzun süreli faaliyetsizlik nedeniyle zorunlu fesih davalarına uluslararası
içtihatta rastlanmamaktadır. Ancak, iflas ile ilgili olarak, örgütler açısından başka
kişilere uygulananlardan farklı kuralların uygulanması uygun olmayacaktır. Ayrıca,
uzun süreli faaliyetsizlik, örgütün en son toplantısından sonra bir kaç yılın geçmiş
olması ve gerekli yıllık raporların tekrar tekrar ibraz edilmemesi gibi durumlar haricinde tespit edilmesi zor bir durumdur. Ayrıca, ilgili yetkililerin, görünürdeki uzun
süreli faaliyetsizliğin söz konusu örgüt ile devlet arasındaki bir iletişim eksikliğinin
bir sonucu olup olmadığını tekrar tekrar kontrol etmeleri uygun olacaktır.
5. AİHM, zorunlu fesihle ilgili içtihadında, ağırlıklı olarak amaçlarının ve faaliyetlerinin kabul edilemez sayılması nedeniyle feshedilen veya yasaklanan siyasi partilerle
ilgili davalara bakmıştır (kapatılan partiler).
6. AİHM, bir siyasi partinin kapatılması veya yasaklanması gerekliliği konusunda
üye devletlere belli bir takdir marjı tanımaktadır. Ancak, bu konuyla ilgili verdiği
çok sayıda kararda, bir devletin böyle bir eylemde bulunmasının demokratik bir yönetim sistemi açısından sonuçlarını incelerken katı bir yaklaşım sergilemiştir. Bu tür
davalarda AİHM’in izlediği standart akıl yürütme şu şekildedir: ’11. Maddede düzenlenen istisnalar, siyasi partiler söz konusu olduğunda katı bir şekilde uygulanmalıdır;
bu partilerin örgütlenme özgürlüğüne kısıtlama getirilmesi ancak çok güçlü ve ikna
edici nedenler olduğunda haklı gösterilebilir. Madde 11 (2) bağlamında bir gereklilik
olup olmadığını belirlerken, Sözleşmeci devletlerin ancak sınırlı bir takdir marjı vardır (…)’ Bu yaklaşım, devletlerin de bu türden yaptırımları uygularken, uygulamanın
gerekliliğini temellendirme ve bunu ancak son çare olarak yapma yoluyla katı bir
yaklaşım benimsemeleri gerektiği şeklinde yorumlanmalıdır.
7. Ayrıca, AGİT/ODIHR ile Venedik Komisyonu tarafından daha önce tavsiye edildiği üzere, bir siyasi partinin kapatılması ihtimali (veya kurulmasının yasaklanması),
istisnai bir şekilde dar düzenlenmeli ve ancak aşırı durumlarda uygulanmalıdır. Siyasi partiler, küçük idari veya operasyonel ihlaller gibi küçük ihlallerden dolayı asla
kapatılmamalıdır. Bu gibi durumlarda, daha az müdahaleci olan yaptırımlar uygulanmalıdır.
8. Dolayısıyla, siyasi partilerin zorunlu feshi, sadece bir siyasi partinin amaçlarının
veya faaliyetlerinin demokrasiye yönelik somut ve yakın bir tehdit oluşturduğu hallerde haklı görülmüştür.
9. AİHM, amaç ve faaliyetlerinin demokrasiye tehdit oluşturduğu gerekçesiyle zorunlu olarak feshedilen siyasi partilerle sıradan örgütler (toplumsal örgütlenme)
arasında bir ayrım yapmıştır. Toplumsal örgütlenmelerle ilgili olarak, bu türden tedbirlerin ‘tıpkı siyasi partilerin kapatılması durumunda olduğu gibi, bağıntılı ve yeterli gerekçelerle desteklenmesi gerektiğine kanaat getirmiş, ancak örgütler özelinde,
33