SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İÇİN ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI KILAVUZU
126. Bunun ötesinde, devlet otoriteleri kuruluş, kayıt (varsa) ve faaliyetlerle ilgili
düzenlemeler bakımından örgütlere eşit muamele yapmalıdır. Ancak, örgütlere yönelik bazı farklı muameleler –örneğin, vergi muafiyeti tanınması veya diğer destek
türleri- kadın ve erkek eşitliğinin geliştirilmesi, eğitim verilmesi veya evsizlikle
mücadele edilmesi gibi belli sosyal ihtiyaçlara yanıt veren örgütler açısından gerekçelendirilebilir. Bu durum, örneğin din ve inanç özgürlüğü (dini örgütler bağlamında) veya kamu makamlarına atanma ve seçimlerde aday olma hakkı (siyasi
partiler bağlamında) gibi diğer temel hakların güvence altına alınmasında özel rol
oynayan örgütler açısından da geçerli olabilir. Bu uygulamalar, çoklu ayrımcılığa
maruz kalan kişiler başta olmak üzere, dezavantajlı veya hassas kişi ve grupların
karşılaştığı belirgin zorlukları ve ihtiyaçları ele almak için pozitif tedbirler alınmasını da kapsayabilir.
127. Aynı şekilde, örgütlerin eşit muamele görmesi, amaçları doğrultusunda kanaat
ve ifade özgürlüğü hakkı ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğü hakkının kullanılması bakımından da farklı muameleye tabi olmamaları anlamına gelir. Özellikle de,
örgütler, kurulu düzene karşı çıkan bilgi veya fikirleri yaymaları, anayasa veya yasaların değiştirilmesini savunmaları, insan haklarını savunmaları veya ulusal, etnik,
dini, dilsel ve diğer azınlıklara mensup kişilerin veya grupların haklarını desteleyip
korumaları gibi nedenlerle farklı muameleye tabi tutulmamalıdır.
128. Örgütlenme özgürlüğü hakkı, genellikle örgütü kuran veya buna üye olan kişilere, birlikte örgütlenmek istedikleri kişileri veya üye olarak alacaklarını seçme hakkı
verir. Ancak, örgütlenme özgürlüğünün bu yönü aynı zamanda ayrımcılık yasağına
tabidir; dolayısıyla bir örgütün kuruluşu veya üyeliği bakımından kişisel özellikler
veya statü nedeniyle farklı muamele yapılmasının makul ve nesnel gerekçeleri olmalıdır. Bu nedenle, mevzuat hiç kimsenin bir örgüte üye olmasının veya üye olarak
kalmasının gerekçesiz bir şekilde engellenmemesini güvence altına almalıdır.
129. Bununla birlikte, bir örgütün kendi üyelerini belirleme hakkı da korunmalıdır.
AİHM tarafından ifade edildiği üzere: ‘örgütler, belli değer veya idealleri savunan,
ortak bir amacı gözetmeye niyet etmiş kişiler tarafından kurulduğunda, kendi üyelerinin kim olacağına dair kontrolden yoksun olmaları söz konusu hakkın etkinliğine
aykırı düşecektir.’ Buna göre, örgütler, koydukları şartların nesnel ve akılcı bir temeli
olması koşuluyla, üyelik için belli şartlar benimseyebilirler; bu şartları taşımayan, dolayısıyla da üye olamayan kişilerin kendi istedikleri başka bir örgüte üye olma veya
yeni bir örgüt kurma hakları vardır. Bir örgütün ortak kuruluş amacı, başka hallerde
ayrımcı kabul edilebilecek olsa da, makul ve nesnel gerekçeler gösterildiği durumda
üyelik kriterleri için gerekçe teşkil edebilir.
130. Böyle bir gerekçenin olup olmadığını değerlendirirken, bir örgütün üyelerini
seçme hakkı ile kişinin söz konusu örgüte katılma veya üyesi olarak kalma hakkı arasında uygun bir denge gözetilmelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, üyelik konusunda bir denge kurmak adına, özellikle sendika üyelikleri bağlamında, belli bazı
kriterler kullanmıştır. Bu kriterler şöyledir: (1) Örgütün ortak kuruluş amacı veya
nedeni; (2) örgüt üyeliğinin reddedilmesinin veya bir üyenin üyelikten atılmasının gerekçeleri; (3) bir örgüte üye olmama durumunun ilgili kişi için belirgin bir
zorluk doğurup doğurmadığı; (4) örgütün bu kararının kendi kurallarına uygun
olup olmadığı, örgüt tarafından herhangi bir istismar edici veya makul olmayan
bir davranış sergilenip sergilenmediği ve (5) örgütün kendisine verilmiş her hangi bir kamusal görev veya rolünün olup olmadığı ve/veya kamu kaynaklarından
36