ENGELLI BIREYLERE YÖNELIK AYRIMCILIK
en fazla faydayı sağlamaya yöneleceği konusunda ortak bir kanı varmış gibi görünmektedir (Aarcharya vd., 2011, s. 2; Annas, 2020, s. 167;
Dudzinski vd., 2020, s. 68). Bir başka deyişle, sağlık etiğinin pandemi
gibi durumlarda bireyi değil toplumu koruyan faydacı maksimizasyona
odaklanacağı ve ister istemez bazı bireylerin çoğunluğun faydası uğruna feda edilebileceği kabul edilir. Bu hasta odaklı bakımdan topluluk
odaklı bakıma geçiş modeli, kriz olmayan durumlarda bireylerin sağlık
hizmetlerine eşit erişim imkânı varmış gibi bir hava yaratmaktadır. Ancak engelli çalışmaları araştırmacısı Lennard Davis’in bize COVID-19
ile ilgili son yazısında hatırlattığı gibi, şu an tartışılmakta olan etik ikilemler, yeni olmaktan çok, sağlık hizmetlerinin halihazırdaki biyopolitik
niteliğini gözler önüne serer (Davis, 2020). Yani kriz durumlarında açık
olarak alınan triaj kararları aslında “normal” zamanlarda nispeten örtük
olarak gerçekleşen yapısal triajı açık eder.
Kamu sağlığı krizleri “ırk, yoksulluk, cinsiyet, engellilik, göçmenlik statüsü ve yaş” gibi çok sayıda kırılganlık faktörünün kesişiminde
yapısal adaletsizlikler yaşamakta olan kişileri orantısız biçimde etkiler
(Marks, 2020, s. 104). Ancak, yaşlılar ve engelliler gibi bazı dezavantajlı
gruplar hem kriz zamanlarında hem normal zamanlarda açık bir şekilde sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılır. Mesela belli bir ırka mensup
kişilerin yoğun bakım yatağı veya solunum cihazı gibi bir kaynaktan
sırf bu ırka mensup oldukları için yoksun bırakılmasını kimse açık
açık savunamazken, benzer ifadeler engelli ve yaşlı bireyler için rutin
olarak kullanılır ve neredeyse hiç tepki çekmez (Davis, 2020, para. 10).
Şu an tartışılan triaj kararları, olağan dışı durumlarda alınan müstesna
önlemler olmaktan çok, olağan zamanlardaki sağlamcı biyopolitikaların bir yansıması ve devamıdır. “Yaşam kalitesi”, “yeti yitimine ayarlanmış yaşam yılları” (disability adjusted life years / DALY), “hastalık
yükü” gibi sorunlu kavramlar temel alınarak oluşturulan faydacı algoritmalar, ekonomik kâr-zarar analizleri ve tayınlama pratikleri engelli,
hasta ve yaşlı kişilerin yaşamlarını yaşanmaya değmeyen hayatlar olarak kodlayarak, onları sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmak için
her dönem kullanılır. Kısacası, triajın ortaya çıkardığı etik ikilemler
pandemiye özel olmaktan çok, sistemsel eşitsizliklerin ve ayrımcılığın
bir belirtisidir.
109