Göçmenler Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun Neresinde? Dr. Cavidan Soykan Bu sene Sabancı Üniversitesi’nden bir arkadaşımla birlikte Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği adına toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın mülteciler üzerine bir rapor yazdık. Çalışma her ne kadar kadın mülteciler üzerine olsa da, genel anlamda Türkiye’deki göçmen ve mültecilerin haklarına ilişkindi. Bu çalışma sırasında, “göçmen”in mülteciden çok daha geniş bir sosyolojik/hukuki kategori olmasına ve mülteciliğin daha dar bir hukuki çerçevede tanımlanmış olmasına rağmen, vatandaş olmayanlar için hükümler içeren uluslararası insan hakları sözleşmelerinin, göçmen ve sığınmacılara – bizde şartlı mültecilik başvuru sahiplerine ve Suriyelilere– uygulanmadığını fark ettim. Türkiye’nin, dünyada mülteci haklarını düzenleyen en önemli sözleşme olan Birleşmiş Milletler 1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme’ye (1951 Mülteci Sözleşmesi) koyduğu coğrafi bir sınırlama vardır. Bu sınırlama aslında seçmelidir ve istendiğinde bir bildirimle kaldırılabilir. Avrupa Birliği (AB) müktesebatına göç ve iltica alanında uyum sürecinde bu sınırlamanın kaldırılması AB’nin talebiydi. Türkiye bu talebi görmezden gelerek 2013 yılında Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nu (YUKK) kabul etti. Yasa koyucu kanunu hazırlarken, bu sınırlamayı korumak için birtakım terimler yaratmak zorunda kaldı. Coğrafi sınırlamanın sonucu olarak, Avrupa Konseyi (AK) üyesi olma121

Hedef paragraf seç3