Ayrımcılık Yasağının Hukuksal Çerçevesi Doç. Dr. Ulaş Karan Ayrımcılık çok boyutlu bir kavram olmasına ve konuya disiplinlerarası yaklaşılması gerekmesine rağmen bu metinde ayrımcılığın sadece hukuki yönüne eğileceğim. Elbette bir hukukçu olarak elimizde bir sihirli değnek olmadığının farkındayım, ama en azından söylem düzeyinde ve başta uluslararası sözleşmeler olmak üzere anayasa ya da yasalarda ayrımcılık yasağıyla ilgili hükümlere yer verilmesinin, topluma dönük önemli bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Ayrımcılık karşıtı toplumsal mücadelelerin ayrımcılık yasağının pozitif hukuka girmesinde önemli katkısı oldu. Bu duruma dair özellikle 19. yüzyıldan itibaren kadın hareketi, 1950’lerden itibaren ırkçılık karşıtı hareket ve 1960’lı yıllardan itibaren cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli hak mücadelelerini örnek verebiliriz. Bu hareketler hem toplumu bir ölçüde dönüştürdü hem de öyle veya böyle hukuk düzeninde de etkileri oldu. Yargı organlarında da buna dönük bir tutum değişikliğinin kısmen gerçekleştiğini söylemek mümkün görünüyor. Tüm bu olumlu gelişmelere karşın yine de ayrımcılığın çok köklü ve birçok alana içkin bir olgu olduğunu kabul etmek gerekir. Bu nedenle sadece hukuki düzenlemelerde yapılacak değişikliklerin toplumda kökleşmiş ayrımcı tutumları ortadan kaldırmak bakımından yeterli olmadığı belirtilmelidir. Bu duruma ilişkin verilebilecek 19

Hedef paragraf seç3